Bu yazı Ankara'da tamamladım. Ne yazık ki herhangi bir yere gitme imkanım olmadı. Ben de kendime bir mekan düzenledim. Mutlu olabileceğim, birazcık huzuru yakalayabileceğim şartlar oluşturdum. Bir dünya yarattım orada kendime. Özel olarak kendime zaman ayırdım. Her şeyi kulak arkası yapıp bir saat sadece ben oldum orada. Tatilde bu değil mi zaten, bazı şeylere ara vermek. Ben de miniminnacık balkonumda tatil yaptım. Kendime orada kocamannnn bir dünya yarattım. Neler yaptım koca bir yaz o dünyada.
Çiçekler yetiştirdim.
Appleblossom rosebud sardunyam
Kendisi biraz nazlıdır. Fazla çiçek vermedi ne yazık ki bu yaz. Birde arkadaşı var Scarlet Rambler.
Her ikiside yurt dışından transfer. Çok fazla çiçek açmıyorlar ama açtıkları zamanda hem çok uzun süre kalıyor çiçekler , hem de seyrine doyulmuyor.
Bunlarda çok çiçekli normal sardunyalar. Bol bol açtılar.Neşe kattılar bana. Sardunyaların hemen altında görünen mavi çiçeğin adı Maviş(campanula). Bu yıl küstü galiba bana. Çok az ve çok geç açtı. Ömre bedel çiçeklerden birisi o da.
Petunyalar beni kokuları ile büyüleyen çiçeklerim. Özellikle geceleri onlara su verdiğim zaman, bana muhteşem bir koku ile teşekkür ederler ki, doyulmaz. Petunyaların içindeki içi boşaltılmış yumurta ise nazarlık. Rahmetli anneannemden öğrenmiştim. O takardı çiçeklerine. Sorduğumda nazar değmesin diye takıyorum demişti. E vardı bir bildiği elbet.
Bir diğer kokulu çiçeğim yasemin. Kokusuna resmen hastayım. Bu yıl dualar ettim açsın diye. Kırmadı beni. Onun kokusu ile gerçekten mest oluyorum. Yasemin kokulu sabunlarım var mesela, çamaşırların arasına koyduğum.
Sukulent ve kaktüslerimde var balkonda. Sukulentlerin yapraklarında su biriktiği için, bazı günler susuz kalan kuşlar gagalamış zavallımı. Sağında gördüğünüz salça tenekesi de nostalji. Vita tenekem yok ne yazık ki.
Sardunyalar çok cömert çiçekler. Balkonunuzdan eksik etmeyin. Yaz boyu rengarenkti balkonum onlar sayesinde.
Bunun adını bilmiyorum ne yazık ki. Halam hediye etti ama o da bilmiyor ne çiçeği olduğunu. Bileniniz var mı acaba ?
Küçücük balkona amma çiçek sığdırmışım. Ve mevsimi geçen petunyalarım ölünce yerlerine Kasımpatılar yerleşti.
Ne güzeller ve kendilerine has ne hoş bir kokuları var. Her sabah onları koklayıp öpüyorum. Konuşuyorum, seviyorum.
İşte bu çiçeklerin içinde sabah kahveleri içtim. Kitaplar okudum. Ayaklarımı uzatıp dinlendim, bazen güneşlendim.
Fallar baktım. Mutlu oldum hatta umutlandım.
Yunus balığımı sizde görebiliyor musunuz? Yoksa bana yunus gibi mi görünüyor.
Bulutları seyrettim bol bol. Bazen bir bulut oldum. Hatta yüklenip yağdım.

,
Güvercinlerle konuştum. Çiçeklerimi ezdiklerinde onlarla dövüştüm.
Dolunay gecelerinde kahvemi içerken bir yandan da seyre daldım beni streslere sokan ayı.
Bu da dün geceki balkon sefası ve dün geceki dolunay.
İşte ben koca bir yazı burada geçirdim. Her gün aynı şeyleri tekrar ederek. Çiçeklerimle , böceklerimle. Sıcaklar bugün yarın sona erecek, balkon sefası da tabii ki. Bugün hava yine çok güzel. O zaman ne yapmalı. Kitabımı alıp, her günkü gibi ayaklarımı uzatıp , benim tatilimin son günlerinin keyfini çıkarmalı.
İstedim ki gelecek yıllara kalsın bu balkon güncesi. Ve her zamanki gibi sizlerle paylaşmak güzeldi.
*fotoların üzerine tıklarsanız büyük hallerini görebilirsiniz.