Çarşamba, Ekim 21, 2015

Back to the future



1985 yılı yapımı bir film Back to the future. Geleceğe dönüş 2 olarak 1989 yılında gösterime girmiş. Film kahramanları Marty ve Doc, zamanda yolculukla, 1985 yılından , içinde bulunduğumuz bu güne gelmiş dönmüşler. Yani 21 Ekim 2015' e yolculuk yapmışlar. Neler görmüşler neler . Akıllı giysiler, kendi kendine bağcıkları bağlanan ayakkabılar, konuşan ceketler vs, vbg... Peki, filmde öngörülen şeylerden   bugün hangileri gerçekleşmiş derseniz, ben de size hiçbiri diyebilirim. Bu konu ile ilgilide sizi hemen bir web sitesine yönlendirebilirim . TIKTIK  Filmi izledin mi derseniz ona cevabımsa , hayır izlemedim. Bugün haberim oldu bu filmin varlığından. Bilim kurgu pek ilgimi çeken bir  tür olmadı. Ayrıca o yıllarda sinema bu kadar elimizin altında da değildi. Ve bugünkü gibi her şeyden anında haberdar olamıyorduk yada olamıyordum.


Back to the future gününden de, bu sabah internet turum sayesinde bilgi sahibi oldum. "O zaman" dedim kendim kendime, "bu yağmurlu ve kasvetli Ankara havasında bugün yapacak daha iyi bir işin olmadığına göre , patlat mısırını bu filmi izle".

Ve bugünün tarihi için bir de internet sitesi açılmış. "www.october212015.com"  

Ben bugünümü, bu etkinliğe ayırdım anlayacağınız.  Belki işiniz yok vaktiniz çoksa sizde ilgilenirsiniz. 21*10*2016 da görüşebilmek dileği ile. 

Pazartesi, Ekim 19, 2015

Günaydın


Bu mevsimde genelde doğduğum toprakları ziyarete giderdim. Bu yıl olmadı ne yazık ki. 

Her sabah uyandığımda kendimi orada hissediyorum bugünlerde. Sabahın o güzel  sessizliğini yaşıyorum hayalimde. Kokusu geliyor burnuma toprağın. Bağ yollarında yürüyorum huzurla. Sonbaharın sarı yaprakları görünüyor çok yerde. Çalı çırpı yakılmış, salçalar kaynıyor, pekmezler yapılıyor sanki. Dumanın kokusu bile hoş. Sessizliğin muhteşem güzelliğinde ilerlerken, bir yavru kedinin cılız miyavlamasını duyuyorum. Bir kuş ötüyor dalda ve bir arı kulağımın dibinde vızıldıyor. Karşıdan bir teyze geliyor elinde güğümler, belli ki çeşmeye gidiyor. Tozlu yollarda huzurla ilerlerken bu sefer de heybeleri elma dolu bir eşeğin tıkır tıkır ayak sesleri yankılanıyor kulağımda . Dumanı tütüyor bacanın incecik, ve dumanı tüten çaydanlığı elinde bir kadın sesleniyor sanki ev halkına " dudun altına geliiinn " . 



Tüm bu huzurlu hayalin bir de buruk yanı var ki, o ana gelince doluyor işte gözlerim. Yitirdiklerimi hatırlıyorum hasretle. Onlarla yaşanan anlar bugün huzurla bu hayale dalma sebebim. Onlarla yaşanan o şahane, yeri doldurulamayan dakikalar olmasaydı, bu kadar hasretle ve huzurla dalarmıydım hayallere. Sonra tek tek hatırlıyorum hepsiyle geçen günleri. İşte bu karmaşık duygu başka nerede yaşanır bilmiyorum. Hem çok mutlusun hem çok üzgün. 

                                     
Sonbahar romantiklere, duygusallara daha bir ağır gelir. 

Pazar, Ekim 18, 2015

Pazar şarkısı





Dionne Warwick / Thats What Friends Are For


Arkadaşlar Bunun İçindir

Böyle hissedebileceğimi hiç düşünmemiştim
İlgilendiğim sürece
Sana seni sevdiğime inandığımı
Söyleyebildiğime memnunum.

Bir gün uzağa gitmem gerekirse eğer;
Gözlerini kapatıp bugün yaptığımız gibi
Hissetmeye çalış;
Ve eğer aklına gelirse;

Gülümsemeye devam et, ışıldamaya devam et
Bana her zaman güvenebileceğini bilerek,
İşte arkadaşlar bunun içindir.
İyi ve kötü günler için.
Sonsuza kadar yanında olacağım.
Arkadaşlar bunun içindir.

Bana gelip açıldığında
Şimdi görebildiğim çok daha fazla şey var
Bu arada bunun için de teşekkür ederim.

Ayrıldığımız günlerde
Gözlerini kapat ve unutma
Bu sözler kalbimden geliyor
Ve aklına gelirse;


Gülümsemeye devam et, ışıldamaya devam et
Bana her zaman güvenebileceğini bilerek,
İşte arkadaşlar bunun içindir.
İyi ve kötü günler için.
Sonsuza kadar yanında olacağım.
Arkadaşlar bunun içindir.

Bana güven, kesinlikle
Arkadaşlar bunun içindir
Gülümsemeye devam et, ışıldamaya devam et.

Çeviri :buradan


***** FOTOĞRAFA TIKLARSANIZ BONUS ŞARKIMI DA DİNLEYEBİLİRSİNİZ. 

Çarşamba, Ekim 14, 2015

Trafik hayattır

Son günlerde şehir içi trafikte yol alırken bir sürü riskli durumla karşı karşıya kaldım. Ara yoldan ok gibi önüme fırlayan araçlar, yan yana seyrederken üzerime doğru gelenler, kavşakta burun buruna geldiklerim. Sadece araç trafiğinde değil, yaya kaldırımında yürürken üstüme doğru geleni de oldu. Hepsinin tek bir ortak yönü vardı. Sürücülerin ellerinde cep telefonu vardı. Kimi konuşuyor, kimi mesaj yazıyordu. Ve en sinir bozucu kısım ise "kusura bakma " diyen bir el ve yüz hareketi. Tamam kusura bakmayım ama hayatım senin cep telefonun kadar ucuz değil.

Kaldırımda yürüyorum. Bir anda , bir arabanın hızla üzerime doğru geldiğini fark ettim. Durmakla kaçmak arasında tereddüt geçirdim. Tüm bunlar saniyeler içinde oluyor tabii. Allah'tan aynı anda  sürücü direksiyonu toparladı ve yoluna devam etti. Cep telefonu elindeydi. Şu an tam hatırlamıyorum ,ya mesaj yazıyordu yada konuşuyordu. Son dakikada yoldan çıktığını fark edip direksiyonu kırmasaydı, ben şimdi ne halde olurdum bilmiyorum.

Eğitim ailede başlar ve devam eder. Ara sıra ev halkını bu hususta uyarmakta fayda var. Belki bir nebze işe yarar. Buradan türlü nasihatlerde bulunmayacağım. Doğuş otomotiv çok güzel animasyonlar hazırlamış bu konu ile ilgili. Çünkü son zamanlarda oluşan kazaların çoğunluğu cep telefonu yüzündenmiş. Bu videoları, izleyip, izletelim.                TRAFİK HAYATTIR 







Cumartesi, Ekim 03, 2015

Benden şeyler

Dün gece tiyatro sezonunu açtık çok şükür. Tiyatro sihirdir, büyüdür ,çocukluk hayallerimdir,  aşktır, tır da tır benim için. Geçen sezon izleyemediğim, Yeşilçam adlı oyuna gittim. Keyifliydi, komikti. Sevdim yani. Hatta salon olarak topluca sevdik ki bol bol gülücükler attık. Buraya kadar iyi de , oyun sonunda bir çok kişinin ayağa kalkıp alkışlaması kısmında sorunsalım var. Otuz yılı aşkın süredir sezon aksatmadan tiyatro oyunu izlerim. Eskiden bu olay yoktu. Yani vardı da bu kadar sıradanlaşmamıştı. Gerçekten hak eden oyuncu ya da oyuncular ya da oyunun tümü alkışlanırdı ayakta. Şimdi ise hemen her gittiğim oyunda, bir ayağa kalkıp alkışlama durumu görüyorum. Dün gece ben ayağa kalkmadım alkışlamak için . Göreceli bir kavram "beğeni" elbette, bu da benim "görecem " diyelim .

 Oyun öncesi Tunalı Hilmi Zeynel 'de karnımı doyurdum. Kıtır piliçli  sandviçi yine gayet lezizdi. Ankara' da en sevdiğim mekanlardan birisi. Saatlerimi geçirebilirim orada. Zeynel'le ilgili , hem garsonları hem beni güldüren hoş bir anım var, araya sıkıştırayım. Geçtiğimiz günlerde Tunalı'da bir işim vardı. Kısa bir süre bekleme yapmam gerek. Zeynel'e oturup beklemeyi seçtim. Sabahın erken saatleri. Çay içmiyorum, soğuk bir şey canım çekmiyor, sıcak su içeyim en iyisi dedim. Garson geldi isteğimi sordu.
_Çay bardağında sıcak su istiyorum, dedim.
_ Nasıl yani ?
_ Çay bardağına sıcak su koyacaksınız o kadar, dedim.
O garson gitti, arasından bir başka garson geldi.
_ Pardon, sıcak su istemişsiniz ama nasıl olacak anlamadık, gibi bişiler söyledi.
_ Çay bardağını alın, hani dem  koyuyorsunuz ya , dem koymayın, üstüne su dökersiniz ya, sadece o suyu dökün getirin.
_ Hıı , tamam, sadece sıcak su.
Biraz sonra sıcak suyum geldi. Bende keyifle tükettim . Sıra hesap ödemeye geldi. Garsona seslendim.
_ Hesap lütfen.
Garson " afiyet olsun " diye cevapladı.
_ Nası yani? Olmaz , parasını alın.
_ Biz böyle bir şey satmıyoruz ki, bizim menümüzde böyle bir kalem yok, ne diye alacağız parasını .
_ Çay parası alacaksınız.
_ Olur mu efendim, sıcak suya para almak bize yakışmaz, ayrıca her zaman bekleriz mola verdiğinizde uğrayın.
E severim tabii böyle kibar, samimi ve konuksever firmayı. Koca bir alkıııışşşşşş.


Oyun çıkışı ise Tunalı'ya indik. Uzun zamandır akşam saatlerinde sokaklarda değilim. Bir kalabalık, bir kalabalık, bir trafik. Bağdat caddesi mübarek . C'viz de  bir gece  kahvesi içmek için oturduk. Kahvelerimiz görkemli bir şekilde geldi. Bizde serin havanın dinçliği ile, sohbet muhabbet eşliğinde kahvelerimizi yudumladık. Kahve fincanları görkemli ama çok küçük. Kahvenin lezzeti ise orta derece. Doğru düzgün kahve içebildiğim bir yer yok bildiğim. Gittiğim yerlerde ya çok kahve atıyorlar sırf telve içiyorsun, ya fincanlar çok küçük, ya da kahvesi iyi değil. Sizin var mı zevkle Türk kahvesi içtiğiniz yerler ? Varsa bana da söyleyin lütfen. Tunalı'nın hareketli ortamı keyif kattı ruhuma.


Küçücük fıçıcık Ankara'mın en güzel mevsimi geldi. Sonbahar. Gün batımları çok güzel olur artık. İşte size dün batımından iki fotoğraf.Ankara'nın fotoğrafını en iyi ben çekerim diyenlerin katılımını bekleyen , ATO' nun düzenlediği bir fotoğraf yarışması var. Katılsam mı acaba ?




Hepinize güzel bir hafta sonu dilerim. Ankara'da  yaşıyorsanız ve bugün ne yapsam diyorsanız size bir öneri. Cermodern 'de Tasarım Pazarı var bugün. Bi TIK layın bakın isterseniz.

Pazartesi, Eylül 21, 2015

Game of Thrones

Çok sessiz bir sabaha uyandım bugün. Trafik yok, korna yok, motor sesi yok, yağmurun mis gibi serinliği var sadece. Ne güzel bir şeymiş, unutmuşum. Cadde üzerinde oturmanın çilesidir gürültü. Tatilleri bu yüzden çok sever oldum. Ankara boşalmış. Keyfini çıkarmak lazım.

Bu keyfi çıkarmaya vakit yok ama ne yazık ki. En sevmediğim insan tipi olan uydurukçular ( yalancının yumuşatılmış hali ) yüzünden günümü ev temizleyerek geçireceğim. Temizliğe gelen yardımcım tarafından ekildim resmen. Başıma bunun geleceğini biliyordum aslında çünkü her zaman uydurukçudur kendisi. E haliyle asabiyim biraz ,içimden alıp vermesem olmaz şimdi. Dedim ya en sevmediğim insan tipidir bu uydurukçular. Bir şeyi yapıyorsan arkasında dur, yalana ne gerek var. Yalan neden huy edinilir onu da anlamış değilim. Ben de fazlaca doğrucu davut'um. Neyse o yalanları ile hayatını devam ettire dursun ben de sayesinde bugün vücudumu çalıştırmış olurum. Tabii bel ağrılarımın müsaade ettiği kadarı ile. Yani yalap şalap bir temizlik yaparım.



67. Emmy ödülleri sahiplerini bulmuş. Bugünün haberlerinden birisi bu. Game of Thrones destan yazarak 12 ödül birden alıp, ödülleri silmiş süpürmüş. (Konumuz temizlik malum bugün ) Ödülleri neden oraya silip süpürmeden getirirler anlamam. Hem ödül kazan, hem de temizliği ile uğraş. Game of Thrones ekibini buradan tebrik etsem okurlar mı acaba ? Hiç izlemedim ama , bu ödül sonunda bu kış baştan başlayıp  izlerim .

Ben bu sezon sadece Kiralık Aşk izliyorum ve bütün ödülleri onlara veriyorum. Müziğine de ayrıca hastayım. Belki de asıl hastalığım aşka. Alkışşşşşşş ....

Yerimden kalkıp , işe başlamamak için yazıyı öyle bir uzatasım var ki anlatamam. Ama çoook işim var çooookk.

                                                                                                                                 Hoşçakalın.

                                                                                                                           




Pazar, Eylül 20, 2015

Pazar şarkısı

Herkese merhaba..

Şükür kavuşturana. Tutulmuş ellerim, tutulmuş yüreğim ve tutulmuş zihnim açılıyor galiba. Koca bir yazı; ambulans, hastane, (mi, hastahane mi )  iğne, ilaç, ağrı sızı, fizik tedavi, doktor, hemşire, hasta vs. vbg. arasında geçirdim. Zaten pek tatil kavramım olamadı hayatta ama bu yaz, tatil bana hiç uğramadan es geçti gitti. Canı sağolsun. Tüm bu keşmekeşin içinde bende blogumu tatile gönderdim. Git gez, dünyaya açıl, eğlen gel dedim. Geldi sonunda. Gelirken yanında caz müzik sevdiğimi bildiği için güzel  pazar şarkıları getirmiş. Buyrun beraber dinleyelim.



            Norah Jones _ Don't Know Why





                                             Louis Armstrong _La vie en rose 

                                 Diana Ross _ All Of Me 


**** Fotoğrafların üzerine tıklarsanız, kaynaklarına ve sanatçılar hakkında bilgilere ulaşırsınız. Şanatçı ve şarkı isimlerine tıklayarak müzikleri dinleyebilirsiniz.

mutlu pazarlar

Pazar, Ağustos 30, 2015

Otuz Ağustos




OTUZ AĞUSTOS

Babam anlatırdı 1.nci Cihan harbindeki askerlik hatıralarını
Sekiz sene askerlik  yapıp  ,dört cephede savaştıklarını
Balkanlar, Kafkas cephesi, Süveyş kanalı ve de Conk Bayırı
Buralarda kâh yaya, kâh atlı, aç susuz, kalmazdı insanın hayrı.
Anlatırken o günleri heyecanlanır bir hoş olurdu
Bazı yerde tutamazdı kendi kalkar kalkar otururdu
Hatırına gelince ekmek bulamayıp ot, çöp yedikleri
Bazı zamanda yemek için at pisliğinden arpa seçtikleri
Ailesine cephede öldü diye haber gelince mevlit okutulduğu
İki sene sonra geldiğinde memlekete,  anlaşılmıştı ölümünün gerçek dışı olduğu
Balkanlarda askerler yakalanmıştı kolera hastalığına
Her gün birçoğu hastalanıp düşüyordu ölüm batağına
Bu zorluklarla geçmiş yıllar savaşarak dört cephede
Kurtarmışlar bu vatanı silah arkadaşları ile birlikte
Bize düşen kurtarılan bu vatanı layıkıyla korumak
İlelebet yaşatmak için Cumhuriyetimizi bütün gücümüzle çalışmak
Kimseler şüphe etmesin, elbette çalışıp koruyacağız
Gerektiğinde ecdadımız gibi son damlasına kadar kanımızı akıtacağız.

30 / Ağustos / 2015, ANKARA

YAŞAR T.

DEDEM

Cuma, Ağustos 21, 2015

Bunda da var bir hayır



Bir zamanlar Afrika’daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:
“Bunda da bir hayır var!”
Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi:
“Bunda da bir hayır var!”
Kral acı ve öfkeyle bağırdı: “Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?”
Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı. Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.
“Haklıymışsın!” dedi.
“Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum. Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi”
“Hayır” diye karşılık verdi arkadaşı.
“Bunda da bir hayır var”
“Ne diyorsun Allah aşkına?” diye hayretle bağırdı kral.
“Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir”
“Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi?”
“Ve sonrasını düşünsene…”
** işte bugünlerde ben de ,bu kıssada olduğu gibi , sürekli " bunda da var bir hayır " deyip , teselli bulmaktayım. 
Selam ve sevgilerimle 
Füsun T.


Pazar, Temmuz 12, 2015

Spor yaparken dinlenecek şarkılar


İyi pazarlar. Keyfiniz bol olsun. Dilediğiniz gibi geçsin gününüz.  Sıcaklarla aranız nasıl bilmem ama ben iki günde pes ettim. Ne güzel ılık ılık oturuyorduk deyip dolanıyorum.

Konu başlığı, en az "pazar şarkısı" başlığı kadar komik ama işinize yarayacağını düşündüm. Ara sıra depreşen spor aşkım dolayısı ile evde tempolu müziklerle biraz hareket edeyim derken bu şarkıları kullanıyorum. Dans da en güzel sporlardan biridir . Tüm vücudunuz hareket eder. Sizde hop hop hoplamak , zıp zıp zıplamak istediğinizde dinlersiniz bu listeyi belki.

Edward Maya & Vika Jigulina - Stereo Love

Mia Martina - Latin Moon

INNA - No limit

Bu parçayla Yıldız Tilbe dansı yapmak serbest

shaggy - those days

liviu hodor ft.mona - sweet love

Micheal Jackson - Hollywood Tonight

Ortalama 25 dakikalık bir listeydi. E bugünlük bu kadar zıplama yeterli olur sanırım. Varsa sizinde bir listeniz paylaşırsanız sevinirim.

BONUS

Cumartesi, Temmuz 11, 2015

Asya Ekspedisyonu

Cemal Gülas ismini bilenler için heyecan verici bir haber. Gülas ve ekibi yaklaşık 18 ay sürecek yeni bir projeye başladı. İstanbul Boğaziçi'nden başlayacak , Bering boğazına kadar Asya'yı dolaşıp, coğrafi, kültürel, antropolojik araştırmalarını , görsel ve yazılı bir arşive dönüştürecekler. 40.000 km yol katedecekler ortalama olarak. Tüm bunları Kocaoğlan isimli özel hazırlanmış araçları ile yapacaklar, hatta yapıyorlar. Çünkü Nisan ayında yola çıktılar. İşte Kocaoğlan.




Çok çok heyecan verici şahane bir proje. Benim kalbim pır pır ediyor onların yerine. Çünkü benim hayallerim içinde, bir karavanla Türkiye'yi dolaşmak olur hep. Tam bir hayal ama hayat da her an sürprizler sunar insana malum. Ayrıca hayali bile keyifli.

Bu projeyi internet üzerinden adım adım takip edebilirsiniz.
FACEBOOK 
TWİTTER
İnstagram 
ASYA_EKSPEDISYONU
CEMALGULAS
Web sayfaları 
https://www.asyaekspedisyonu.com/anasayfa.html


                                               Cemal Gülas Kocaoğlan'da çalışırken 

Cemal Gülas'ın instagram hesabını büyük keyifle takip ederim. Çamlıhemşin de  Pogina isimli bir mahellede , orman içinde "İnim " adını verdiği muhteşem güzel bir yerde yaşıyor. Her paylaştığı fotoda oradaymış gibi ruhum dinleniyor. Allah sağlıkla, keyfile yaşamasına izin versin ki, biz de sayesinde yeni yerler keşfedelim.
İşte "İNİM"


Salı, Temmuz 07, 2015

Tarhun

Vücut, ihtiyacı olan yiyeceği bulduğu zaman , bize de bir yeme isteği geliyor olabilir mi ? Mesela hiç yoğurt yemeyen ben uzun süredir hemen her gün yoğurt yiyorum. Bakalım ne zaman dur diyecek vücudum. İşte tarhun da vücudumun ihtiyaç duyduğu bir bitki herhalde, şimdi de tarhun yiyorum . Bir süredir midemde oluşan ekşimenin, tarhun yedikten sonra azaldığını gördüm. Faydalarını inceleyince de mideye iyi geldiğini okudum. E iyi ki iyi geliyor. Mutluyum ekşimeler hafiflediği için.


Tarhun fotoğrafta gördüğünüz bitki. Benim tanışmam yurt dışında yaşayan bir arkadaşım sayesinde oldu. O methetti , ben de tesadüfen pazarda bulunca, merhaba tarhun, merhaba Füsun durumu oluştu. O gün bugündür de görüldüğünde alınan bitkidir. Her yerde satılmıyor bildiğim kadarı ile, ben marketlerde tazesini görmedim mesela. Pazara da  bir tek pazarcı getirir, başka tezgahlarda yok. Bayburt civarında yetişiyormuş çoklukla. Ankara da ise Çubuk'ta yetiştiğini okumuştum. Gaziantep'de de biliniyor ve satılıyormuş.

Her yıl bitkinin yaşını iştahla yerken ,bu yıl ilk kez kurutacağım. Deneme amaçlı dört demeti  kurutmak üzere serdim. Gölge yerde kuruması gerekliymiş. Kurusu da mideme aynı etkiyi gösterirse, gelecek yıl daha fazla kurutabilirim.Lezzeti ve kokusu için şunu diyebilirim,  keskin bir aroması var ve yerken ilk aklınıza gelecek şey büyük ihtimalle rakı olacaktır.

İnternette bazı web sitelerinde  okuduğum faydaları şöyle:

  • Bağırsak solucanlarını düşürüyor
  • Mide ve bağırsak gazlarını gideriyor.
  • Vücutta biriken tuz ve suyu atıyor.
  • Sindirimi kolaylaştırıyor.
  • Mide ekşimesine iyi geliyor.
  • Ciğer yaralarına iyi geliyor.
  • Diş ağrısını hafifletirmiş.

Bu bitkiyi denemek isterseniz şimdi tarhun'un tam zamanı. Unutmamak gereken tek şey , doktora danışmadan tedavi amaçlı kullanmamak. Çünkü yararı kadar zararı da olabilir. Tazesini yemeklerin yanında lezzeti için yemek ise ayrı bir şey. Bol bol yiyin o zaman, çünkü zaten kısa bir süre bulunabiliyor yaşı.

Ne yapıyoruz ?
ABARTMIYORUZ ...

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...