Pazar, Mayıs 29, 2016

Pazar şarkısı

Gelmeyen yaz, bitmeyen terör, yetmeyen para, susmayan çocuk, geçmeyen hastalık, kavuşulmayan sevgili, gürültücü komşu, dayakçı koca, yitirilenler, terk edilenler, sevenler, sevilmeyenler,  hiç görülmeyenler, görmekten bıkılanlar, lar,lar,lar,lar.....

Hayatın tatsız tuzsuz yüzünden hepimizin payına bir şeyler düşüyor. Bazen baş edebiliyoruz, bazen edemiyoruz. Tahterevalli misali bir aşağıda bir yukarıda  geçinip gidiyoruz yaşamın bir kıyısında. Her şartta müzik bizimle. Alçaklardayken arabesk takılıyoruz çok zaman , yükseklerdeysek daha neşeli şeylere yöneliyoruz. Bende durum bu en azından. Ama her şartta dinlediğim bir müzik türü var ki, o da jazz ve blues .

Bugün tahterevallinin neresinde olursanız olun, katılın bana dinleyelim birlikte, seçtiklerimi. İster misiniz ?

Bill Withers / Ain't No Sunshin

Bill Withers / Just The Two of Us



Ibrahim Ferrer / Perfidia 




Louis Armstrog /  La Vie En Rose 

Louis Armstrong / Hello Dolly 

Keyfili, huzurlu ve sağlıklı geçsin gününüz. Sevin , sevilin, yanınızdakileri kucaklayın. 

Cumartesi, Mayıs 07, 2016

Ondan bundan şundan

9 Mayıs 2016 günü nadir izlenebilen gökyüzü olaylarından Merkür geçişi gerçekleşecek. Merkür'ün görüntüsü güneşin üzerine düşecek. Burada hemen  büyük harflerle bir bilgi gerekiyor.

GÜNEŞE BAKMAK İÇİN ÜRETİLMİŞ ÖZEL FİLTRELER KULLANMADAN , ÇIPLAK GÖZLE GÜNEŞE BAKMAK, FOTOĞRAFINI ÇEKMEK, DÜRBÜN YADA TELESKOPLA BAKMAK, GÖZLERDE KALICI HASARA HATTA KÖRLÜĞE SEBEP OLUR ...

Merkür geçişinin görünebilmesi için Kasım veya Mayıs ayında gerçekleşmesi gerekiyor bu geçişin. Kasım geçişleri 7,13,33 yılda bir, Mayıs geçişleri ise 13 veya 33 yıl aralıklarla oluşuyor. Bu geçişi kaçırırsanız bir diğerini izlemek için bekleyeceğiniz tarihler şöyle : 
11 KASIM 2019
13 KASIM 2032
7 KASIM 2039
7 MAYIS 2049 

Bu yıl gerçekleşecek olan Merkür geçişi için Ankara Kreiken Rasathanesi bir etkinlik düzenlemiş ve halkın bu nadir gerçekleşen olayı izlemesine olanak sağlıyor. Öğrenci 2.5 TL. Tam : 5 TL Etkinlik hakkında detaylı bilgi için TIKLAYINIZ
Ankara dışında olanları da düşünüşler ve canlı yayın yapıyorlar. İşte canlı yayın linki TIKLAYINIZ
Konu hakkında detaylı bilgi edinmek için TIKLAYINIZ 

An itibari ile aklıma "gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar , yeryüzünde sizin kadar yalnızım " şarkısı geliverdi . Ardından "  insan yalnız doğar, yalnız ölür" cümlesi belirdi aklımın bir köşesine.  Haydaa şimdi de Zuhal Olcay mırıldanıyor beynimin kıvrımlarında "yalnızlığım yaşamak zorunda olduğum beraberliğimsin " Gidin ey cümleler , kelimeler, yıldızlar, şarkılar ...

Hapşuuuuu... Bugünlerde arka arkaya en az beş ,on kez hapşuruyorum. Çünkü polenlerin mevsimi  başladı. Kavak tozları uçuşuyor. Alerjik durum anlayacağınız. Bu durumu hafifletmek için  bir kaç pratik çözüm önerisi var. Bir kısmını zaten mecburen uyguluyorum ama vazelini hiç denememiştim mesela.
Burun ve göz çevresine vazelin sürülürse, polenler vazeline yapışıp burundan içeri daha az giriyormuş.
Çantada polen maskesi bulundurmak ve dışarıda uzun süre kalınacaksa maske kullanmak .
Dışarıdan gelince giysileri hemen değiştirmek ve çırpıp yerine öyle asmak.
Dışarıdan gelince duş almak ve polenlerden arınmak.
Ve şapka takmak. Saçı polenlerden koruduğu için kullanılabilir  bir çözüm. 
Karpuz mevsimi de gelmişken, içini yiyip dışını polen şapkası yapmakda iyi fikir mi acaba ??


Müzik müzik müzik. Yeni albümler. Sıla Gençoğlu beklediğim albümü sonunda yaptı. Mürekkep albümün adı. Henüz almadım, dün piyasaya sunuldu albüm. Büyük ihtimal Pazartesi ilk işim bu albümü almak olur. Çünkü beğeniyorum Sıla'nın şarkılarını. Aralıksız dinlediğim albümü Vaveyla'dır mesela. Bu albümün ilk iki şarkısını defalarca dinlerim. Yeni ay albümünü  o kadar sevmedim ama.  Bakalım bu nasıl.

Ve alınacaklar listemdeki bir diğer albüm Plays Sezen Aksu . Dünyaca ünlü Royal Philharmonic Orchestra Sezen Aksu'nun 15 şarkısını yorumluyor. Albüm henüz satışa sunulmadı. Beklemedeyiz.

Tarkan Ahde Vefa albümünü sevemedim. Büyük bir hevesle almıştım oysa.

Ve Ayla Çelik . Albümün adı Ben. Son günlerde bıkmadan , sıkılmadan dinlediğim şarkısı. Bağdat . Albümü alır mıyım ? Hayır. Ama Bağdat  single olarak çıksaydı alırdım.  
Pazar şarkısını buraya sıkıştıralım hemen .


Acıktım. Dün nefis bir zeytinyağlı bezelye pişirdim. Ama şu an canım onu yemek istemiyor. Ne istedi diyecek olursanız. Yumurta salatası istedi. Annem yapardı bazen. Yufka ekmeğin içine sarıp yemesi güzel olur. Nergizleme de diyorlar bazı yerlerde adına. Tarif yazalım meraklısına.

Kişi adedine göre malzeme miktarını ayarlayın.
Malzemeler:
Yumurta
Taze soğan
Maydonoz
Taze nane ( arzuya göre reyhan da olabilir )
Pulbiber, tuz , karabiber
Limon, zeytinyağı
Katı haşlanmış ve soyulup orta büyüklükte doğranan yumurtalara, küçük doğranmış maydonoz, taze soğan ve diğer malzemeler ilave edilip salata haline getirilir. Oldu size nergizleme .

Çarşamba, Nisan 27, 2016

Ah zavallı çocuklar

Hepimiz çılgınlar gibi sosyal medyacı olduk. Akşama kadar facebook, instagram, snapchat ve daha bilmediğim bir sürü yerde dolanıp duruyoruz. Bu nasıl bir salgındır , yediden yetmişyediye herkesi etkisi altına aldı. Daha az okuyor, daha çok tüketiyoruz. Daha bir sürü bır bır bır yazabilirim ana ne gerek var hepimiz hepsini biliyoruz. Çoğumuz kendi halinden memnun değil, internet yada sosyal mecra detoksu yapmaya çabalıyor. Kısacası hepimize bir haller oluyor. 

Bende sürekli kullanıcılardan biriyim. Hemen hepsini gayet aktif olarak kullanıyorum. Zaman zaman detoks yaptığım oluyor. Şu kadar saat bakmayacağım diyor ve bakmıyorum. Hoş, bende vakit hem çok hem yok, yani ona zaman ayırmak için görev aksatma gibi bir durumum yok. Ama sosyal medya sitelerine bakacağım diye trafik kazalarına sebep olanları, yemeği yakanları, çocuğu ile ilgilenmeyenleri  vs. vs biliyorum. Geçen bindiğim bir takside şoför beyle, kazaların çoğaldığından söz ediyorduk. Kendisi gün boyu trafikte dolaştığı için olaya daha hakim elbette. Son dönemde kazaların artış ve oluş sebebinin çoğunun cep telefonu ile ilgilenmekten kaynaklandığını söyledi. Bindiğim bir başka takside ise, şoföre " havalarda birden soğudu"  dediğimde, cep telefonunu eline alıp, bana bütün bir haftanın nasıl geçeceğini, hangi sıcaklıkta olacağını nakletti. Bu esnada araba sağa sola kaydı ama kimin umurunda. İkaz etseydin mi dediniz ?  Valla ben uzun zamandır insanlara kışt demeye korkar oldum. Canımın derdine düşmek var işin ucunda. Kornaya basmaya bile korkuyorum araba kullanırken. Hemen eller kollar havaya kalkıveriyor zira. Agresiflik son haddinde.

"Ah zavallı çocuklar"a gelince. Sosyal medyada son günlerin modası, küçük çocukları üzerinden prim yapan anneler. Doğduğu günden başlıyorlar; içti, sıçtı, kustu, küstü, uyudu uyandı bütün anlarını kayda alıp paylaşıyorlar. Bunun üzerinden para kazananlar, çocuğun mamalarını bedavaya getirenler, giysi ihtiyacını karşılayanlar mevcut. Dolayısı ile de bunu gören diğer annelere örnek teşkil ediyorlar ve bu akım çığ gibi büyüyor. İnstagramın keşfet bölümünde 30 paylaşımdan 15 i bebek videosu.  Masum bebeler birer medya maymunu oldu. Tercih meselesi elbette. Kimseye karışmak gibi bir hakkım ve niyetim yok. Üzüldüğüm; hiçbir şeyden habersiz kameralara poz veren, maddi çıkarlar için kullanılan masum bebekler. Yıllar sonra anneleri hakkında ne düşünecekler  diye merak etmekten kendimi alamıyorum. Henüz izin verme yetkileri  yok, kullanıldıklarının farkında da değiller elbette. Yapılanlar doğru mu ? Yanlış olan ben miyim ? O çocuklar için ben üzgünüm bunu biliyorum.

Diyorum ki; ah zavallı çocuklar, yazık size !!


Pazartesi, Nisan 25, 2016

Ondan şundan bundan

Hayat, azgın bir nehir misali akıp gidiyor bende bugünlerde. Bir türlü düze çıkıp, sükunete erişemedi. Bir gün; nehrin   Niagara şelalesi ile karışıp, çılgınca aşağı doğru akmasından korkuyorum zaman zaman. Bunu düşündükçe halime razıyım elbette. Ya da ovaya yayılıp, durgun bir gölde son bulacak bu telaşlı akış ki, işte o zaman lat-i lokum kıvamına ulaşırım. Sabrın sonu selamettir diyen atalarımıza güvenim sonsuz. Nede olsa kışın sonu bahardır diyen Aşık Daimi'de boşa söylememiştir bu sözleri eminim. 

Hayat nehri  kadar azgın damarlarımdaki kanda bugünlerde. Pıt pıt pıt daimi bir yürek çarpıntısı. "Birkaç dakika sonra neler olacak bakalım" beklentisinde yüreğim, içimde bir ses hiç susmadan konuşuyor "ya şöyle olursa,ya böyle olursa ya da öyle olursa " . Bi sus lütfen deyip ağzına iki tane çarpasım var ama nafile, edepsizin arlanmazın biri, her şartta konuşuyor. Yine de kibarlığı elden bırakmam lütfen yani. !! 

Eski bir Hint duası  olarak bilinen duayı defalarca okuyup, beni yavaşlat tanrım diyorum. Bu sözleri  uygulamaya gayret edip, akıllı ol Füsun diyerek gelecek güzelliklere kucak açıyorum. 

Tanrım, Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET, Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR, İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ve Beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak DOSTLAR ver...

Epeydir sörf yapmadığımı fark ettim. Dün biraz denedim. Yani internet sörfü, yoksa dalgalı denizler bana uzak. Veysel Karani hakkında bilgiler okudum biraz. Neden o derseniz ? Çok sevdiğim bir ilahiyi dinliyordum, bitince yeni bir ilahi başladı. Veysel Karani için yazılmış. Ben de ilahiyi bir kenara bırakıp sörfe, Karani kimdir ile devam ettim.

Hiç görmeden sevmek olabilir mi sizce ? Bence olabilir. Olmuş örnekleri de mevcut. Bunu Ahmet Altan " Hiç Görmeden " adlı yazısında çok güzel anlatmıştır yıllar önce. Okumanızı öneririm

===>> HİÇ GÖRMEDEN 
 İşte Veysel Karani ve peygamber efendimiz arasında geçen olayda birbirini hiç görmeden, birbirinden haberdar olabilmenin ve sevebilmenin en güzel örneklerinden bunu öğrendim sörf esnasında.
===>> VEYSEL KARANİ 

Din ve müzik bir şekilde her zaman buluşmuş. Bizde dini müzik denince akla ilahiler gelir. Mevlid'de belli bir makamda okunduğu için o da dini müzik kavramına dahil edilebilir sanırım. Diğer dinlerin ilahi türü müzikleri var mı diye bakındım bir süre. Kilise ayinleri dinledim biraz. Kilise müziklerinin , pazar ayinlerini sıkıcı bulduğu için kiliseye gelmeyen insanları,kiliseye çekmek için yapıldığını, incil'in öğretilerinin müzik yolu ile insanlara aktarıldığını öğrendim. Seferad müziklerini ayrı severim. Çok eskilerde bir kasetim vardı sürekli dinlediğim. Kısacası bu aralar dinlerin müziklerini araştıracağım bir süre. Pazar şarkısını es geçtik dün. İsterseniz bugün telafi edelim bir kaç dini müzikle.


İlki, canım anneannemin söylerken ve dinlerken ağladığı bende yeri apayrı olan bir ilahi. Anneannem annesini çok küçük yaşta kaybetmiş. Doyamamış. Ben geç yaşta kaybettim ama anaya hiçbir zaman doyulmuyor. Bugün anneannemin ölüm yıldönümü . Mekanı cennet olsun tüm ölülerimizin. Onu bu ilahi ile anayım. ===>> Sordum Sarı Çiçeğe 

İkinci olarak bir sefarad ilahi ===>> Dodi Yarad Legano 

İbranice bir ilahi ===>> Yeshua 

Bir kilise müziği ====>> Ameno 

Her dinde, her kültürde, her şartta müzik ruhun gıdasıdır diyerek noktalayalım ..






Salı, Nisan 12, 2016

Dekorasyonda Pantone 2016 renkleri


2016 ev dekorasyonunda moda olan renkler, gül kurusu pembe ve lavanta rengi. Tam olarak lavanta demek de yanlış olur, bebe mavisine daha yakın, huzurlu bir renk. Her  yıl trend renkleri Pantone açıklıyor. Bu yılda Rose Quartz ve Serenity  olarak açıklamış. Pantone  bir renk enstitüsü diyebiliriz. Her rengin bir numarası ve karışım formülü mevcut. Yani dünya çapında , renklerin standart dili diye tanımlayabiliriz belki. Pantone sayfasından detayları inceleyebilirsiniz tıktık  Bu renkler yılın trend renkleri, sadece dekorasyon için geçerli değil. Aklınıza gelebilecek her şey için geçerli. Bugünlük dekor kısmına bir göz atacağız. 









Fotoğraflara  ve alttaki numaralara tıklarsanız fotoğrafların kaynağına ulaşırsınız.

  1 2  3  4  5  6

Çarşamba, Nisan 06, 2016

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir


Bugünlerde okuma sevdam güzel bir durumda çok şükür. Günde en az beş on sayfa okuyorum desem, kitapseverler bana çok gülecek eminim. Ama hiç okumamaktan iyi değil mi ? Bir huyum var ki çok hercaiyim. Menekşelerim gibi aynı. Birkaç kitabı aynı zamanda okurum. Bazen dört, bazen üç, yani genelde çoğul okumalarım var. Resim çalışmalarımda aynen öyle, bir sürü yarım bırakılmış resim var elimde. "Yarım kalanlar" diye bir sergi açayım diyorum.



Örgüde de öyle mesela, bir sürü ip alıyorum, şunu öreyim bunu öreyim derken hiçbir şey yapamadan hepsi dolap içinde bekliyor. Geçenlerde bir sosyal sorumluluk projesi için minnacık bir bebek süveteri örüp bitirdim, yerine teslim ettim çok şükür. Örgü örmeyi de çok bilmem. Bu yüzden kitaplar alırım, onlarda yarım kalır, içinden açıp da hiçbirini yapmam. Dolap bekler yünlerle beraber.


Diyete başlarım, bir de bakmışım diyetten çıkmışım. Geride dönmem. O da yarım kalır, verdiğim yarım kiloyu da geri alır otururum. Neyse ki "bu pazartesi " gibi hedefim olmaz hiçbir zaman.



Yürüyüşe başlarım bir havayla, her gün çıkacağım yürüyeceğim diye. En çok bir hafta sürer. Bir bakmışsın yürüyüşü de bırakmışım. O da girmiş yarım kalanlar arasına.


Bol bol ot çöp, börtü böcek fotoğrafı çeker paylaşırım. Bir onda istikrarlıyımdır. aynı tempoda sürer yıllardır. İçim kış olsa da görenler hep baharı yaşadığımı sanır bu yüzden.


Demem o ki, hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımlar sadece anlık paylaşımlardır. En güzel şeyler paylaşılır genelde. Ve görende her şey güllük gülistanlık, lay lay lom sanır. Oysa, o sadece hayatın minnacık ve en güzel bölümüdür. Bu fotoğrafı ve sözü çok severim.

                                       HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR



Pazartesi, Mart 21, 2016

İlk kez


Mailime bir karikatür gelmiş. Bir erkek ve bir kadın konuşuyor karşılıklı.
Erkek şöyle diyor :
-Hiç gitmediğim bir yere gidip , hiç yapmadığım bir şey yapmak istiyorum.
Kadının cevabı ise şöyle ;
- Harika . Mutfağa git ve bulaşıkları yıka.!!

Sabah sabah tebessüm ettirdi beni. Oradaki sloganı düşündüm bir an. Benim hiç bir yere gitmem mümkün değilse de şimdilik , hiç gitmediğim bir yere gitsem neresi olurdu acaba dedim. Düşünmeye yasak yok nasılsa.  Hindistan tapınaklarını merak ederim. E hadi Hindistan'a gittim diyelim. Hiç yapmadığım şey ne olacak derken bir festivalle karşılaştım. Holi festivali. Diğer adıyla renklerin festivali. Hintliler baharın gelişini rengarenk boyaları vücutlarına sürerek ve birbirlerine boya atarak kutluyorlarmış. Fotoğraflara bakınca eğlenceli gibi görünüyor.



Boyaların renkleri  muhteşem bir kere. İnsanı cezbediyor.Pembe ve mavi boyarım ben kendimi.




















Bu festivalin geçmişinde mitolojiler ve efsaneler var. Hint mitolojisine göre kötülük kralı Hiranyakaşipu, Hindu tanrısı Brahma tarafından ölümsüzlükle ödüllendirilmiş. Zamanla  Hiranyakaşipu, herkesin sadece ona itaat etmesini istemeye başlamış. Bunun üzerine oğlu Prablah, babasına karşı çıkmış  ve ona itaat etmeyi reddetmiş. Hiranyakaşipu oğlu Prablah’ı öldürmeye çalışmış ama  tanrı Vishnu, Prablah’ı kurtarmış. En sonunda Hiranyakaşipu, onu kız kardeşinin kucağında uyurken yakmayı planlamış. Ancak kız kardeşi Holika’nın üzerinde bir şal varmış ve  ateşte yanmıyormuş. Holika, kendi hayatını tehlikeye atıp kardeşi Prablah’ı kurtarmak için şalını üzerinden çıkarıp ona vermiş. Prablah kurtulmuş fakat Holika orada ölmüş. Hindu tanrısı Vishnu bunun üzerine Hiranyakaşipu’yu öldürerek yerine oğlunu getirmiş.
İyinin kötüye karşı zaferini simgeleyen Holika'dan esinlenilerek festivale Holi adı verilmiş. Festival her yıl baharın gelişi ile birlikte yapılıyormuş. Ve festivalin ilk günü Holika'nın kül oluşunu canlandırmak için büyük bir ateş yakılıyormuş .

Renkli kısmına gelince , o da bir başka mitolojiye dayanıyor elbette.
Mitolojiye göre, Hint tanrısı Lord Krishna arkadaşı Radha’yı kıskanır çünkü kendisi karanlık bir tene sahipken Radha’nın teni rengârenktir. Küçük Krishna, doğanın bu adaletsizliği karşısında annesi Yashoda’ya dert yanar. Annesi oğlu Krishna’nın gönlünü almak için yüzünü Radha’nınki gibi kendi seçtiği renklerde boyamayı teklif eder. Krishna bu teklifi seve seve kabul eder ve yüzünü boyar.
 Daha sonra bu oyun popülerlik kazanmış  ve zamanla  festivale dönüşmüş.
İşte ben bu ikinci gündeki rengarenk kısmına katılayım diyorum .


Renklerinde anlamı varmış .
Kırmızı_ Masumiyet
Yeşil_Canlılık ve enerji
Mavi_sakinlik ve ağırbaşlılık
Sarı_Dindarlık anlamındaymış. Festival Mart ayında yapılıyormuş.



Tontonum Jumbo nasılda eğleniyor. Sizin hiç gitmediğiniz yer ve hiç yapmadığınız şey ne olurdu acaba ?

Fotoğraflar pinterest den alınmışıtr.

Pazar, Mart 13, 2016

Bohem


Nedir ? den bi öğrenelim bakalım bohem ne imiş. TIKTIK   

Bohemin asıl anlamı çingene imiş ama terimleşmiş ve bir hayat tarzının tanımı halini almış. Yarını düşünmeden, günü gününe  yaşayan kişi ve topluluklara da bohem deniyor. Genelde sanatçılar için kullanılmış bu terim. "Bohem hayatı yaşıyor" gibi. Bohem bir hayat tarzı ve sadece sanatçılarla sınırlanamaz ama sanatçılar bu yaşam tarzına daha uygun galiba. Bohem hayatı denince  bizde çoğunlukla , elinde kitap , kalem, defter üçlüsü ile Cihangir cafelerinde takılanlardan bahsediliyor. Aynı şekilde bende Ankara cafelerinde takılıyorum. Sanatı da seviyorum üstelik. Dağınığım da. Bohem'im galiba. Ama yarını düşünmeden yaşama kısmı uymuyor. Yarını düşünmekten bazen günü kaçırıveriyorum zira.

Bohem hayatın en yoğun yaşadığı yer Paris. Hatta bohemliğin doğduğu yer bile diyebiliriz. Sanatın ve sanatçıların şehri. Vaktiniz varsa, Woody Allen'ın Midnight in Paris filmini izlerseniz,. Paris'in bohem hayatının özetini görürsünüz bu filmde. Uzun zaman önce izlemiştim. Bir kez daha izlerim belki. 

Türk Dil Kurumu  sözlüğünde ise aynen şöyle geçiyor bohem. Aç parantez ( sözlük okumayı çok özlemişim şimdi fark ettim ve  hemen şu an okul yıllarımdan kalma TDK sözlüğümü çıkarıyorum ) kapa parantez

bohem 
sıfat Fransızca bohème
sıfat Yarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan (kimse veya topluluk)
"Gecenin bu saatinde bohem arkadaşlarımın bulunabilecekleri büyük bir birahanenin kapısı önünde durdum." - P. Safa
Bohem tarz, giyimde de mevcut, dekorasyonda da . Burada durum biraz karışıyor yalnız gördüğüm kadarı ile. Hippi tarzı da bohem olarak kabul ediliyor gibi. İş  moda kısmına gelince, işin içine Kızılderililer de dahil oluyor ve çingeneler de. Yani renkler, dağınıklık, özgürlük ve hepsinin sanata dönüşümü. Özgür ruh. Bugünün konusunun bohem olma sebebi aşağıda görmüş olduğunuz Dream Catcher yani rüya avcısı yani rüya kovucu yani düş kapanı. Adına ne derseniz artık. Son günlerde sürekli sıkıcı rüyalar görüp yorgun uyanıyorum. Kovsun o rüyaları diye yapıp başucuma asacağım.  Örneklere bakarken en hoşuma giden bu oldu ve bu da bohem dekor tarzına giriyor. 

kaynak


Ve bu noktada ben diyorum ki; bohem olmak öyle kolay bir şey değil aslında. Sanatı seveceksin ve yaşayacaksın, Kızılderililerin yaşam mantığını hayatına dahil edeceksin, bir hippi gibi derbeder , dağınık, bir çingene kadar göçebe olacaksın , ve  tüm bunların en kaliteli halini yapacaksın.




Boho chic diye bir moda stili var.  Bohemseniz kıyafetinizi de ona göre seçersiniz zaten. Siena Miller akımın en bilinen öncülerinden anladığım kadarı ile. Öğrenmenin sonu yok. Stili araştırırken bu güzel moda blogunu da keşfettim. Sizde seversiniz belki. Style Boom için TIKTIK  Ve alttaki fotoğrafa tıklayarak Boho chic'in en ince detaylarını inceleyebilirsiniz. Çok güzel derlenmiş ve sunulmuş, ellerine sağlık. Bu tarz, tam benim sevdiğim giysiler ve aksesuarlardan oluşuyor. Ben kesinlikle bohem'im.

www.styleboom.net

Pazar şarkımız olmadan bu konuyu kapatamayız elbette. Ve tabii ki Giacomo Puccini'nin La Bohême operasından bir bölüm dinleyeceğiz. Opera hakkında uzun uzun bilgi yazmayacağım zaten mevzuyu epeyce uzattım. Konuyu merak edenler TIKTIK yapacak.  Ve yine bu eser hakkında sizi bir başka web sayfasına yönlendireceğim. Özge Ersu  yazmış, birde ondan okuyun, sitesini dolaşın isterim. Yeni siteler keşfetmek güzel. 

Opera için 1896 da üretilen poster 
PUCCİNİ _ La Bohême / Musetta's Waltz 

Operadan sonra bir de bunları dinledim ben.  Madem bohem dedik tam olsun.

Charles Aznovour / La Bohême 

Edith Piaf / La Bohême 


Son söz ; mutlu , sevgi dolu , keyifli bir gün geçirin. Sevdiklerinize sıkı sıkı sarılmayı, öpmeyi, onlarla bir arada olmayı unutmayın. Sonraya ertelediğiniz şeyler , sonra  bir bakıyorsunuz yoklar... 

Pazar, Mart 06, 2016

Pazar ondan bundanı

Bugün son cemre  toprağa düştü ve ilk kır çiçekleri açmaya başladı. Ben de yıllar yıllar yıllar önce bugün dünyaya düştüm. Kır çiçeği miydim bilmiyorum ama  bir kutlama ile içimde kır çiçekleri açtı bu sabah. Frezyalarda açtı, yani benim çiçeklerim. Benim mis kokulu frezyam. Çiçeklerin bir dili olduğu söylenir. Bana kalırsa çiçekle göz göze geldiğinde kokladığında ne hissettiysen odur çiçeğin dili.
Beyaz frezya umut demekmiş.
Sarı frezya , sıcak sevgi.
Pembe frezya, azim ve sevgi.
Mor frezya, neşe ve derin sevgi.
Kısacası frezya demek sevmek demek anlaşıldığı üzere. Boşa değil bu çiçeği çok sevmem demek ki. Ben de sevmeyi seviyorum malum.


Bugün ne dinlesek bilemedim. Ben sabahtan beri Giovanni Marradi dinliyorum ama pazar gün için fazla romantik ve sakin  gelebilir size.  Bu arada aklıma gelmişken yazayım hemen, Tarkan; AHDE VEFA isimli bir albüm çıkarıyor, ayın 11'inde piyasaya sunulacak. Türk sanat müziği albümü. Merakla bekliyorum. Ney ustası Bilgin Canaz da bir albüm çıkardı. İki nefes arasında albümün adı. En kısa zamanda alacağım ve detayları paylaşacağım. Ney üflemek bir ayrıcalık gibi geliyor bana. Ve ustanın neyinde farklı bir şey var sanki. Can Atilla sevenler de 14 Mart'ı beklemek durumunda. Can_ı Yunus albümü geliyor bomba gibi bence.

Hadi ani bir kararla  Can Atilla dinleyelim bugün birlikte.

Cariyeler ve geceler 

Yıldızların Kulesi Galata 

Her zamanki gibi, sevdiklerinize sıkıca sarıldığınız mutlu, keyifli, neşe dolu bir gün geçirmenizi dilerim. Yapabilmek sizin elinizde unutmayın. Tercihiniz gününüzün nasıl geçeceğini belirleyecek.


                                             BONUS 





Salı, Mart 01, 2016

Cevizin faydaları


Yeni bir bilgi edindim dün. Test ettim onayladım ve sizlerle paylaşmak istedim. Uzuuuun zaman  önce bizim ailenin bücürleri dolap kapağında çizikler oluşturmuştu. Çok göz önünde bir yerde olmadığı için, baktıkça onları hatırlarım diye dokunmamıştım. Zaten pratik olarak neyle yok edeceğimi de bilmiyordum düne kadar.
Dün öğrendiğim bilgiyi denemek için iyi fırsattı, güzelde oldu. Bir adet ceviz içi alıp, mobilyanızda çizik olan yere bir iki saniye sürüyorsunuz. Ve hooop çizikler renk değişiyor , hiç çizik yokmuş gibi oluveriyor. Akşama kadar elimde cevizle tüm evi dolandım .. 

Bilenler bilmeyenlere aktarsın, bilgiler çoğalsın.









Pazar, Şubat 28, 2016

Pazar ondan bundanı

Romantik balık günleri başladı gözünüz aydın. 20 Şubat ile 20 Mart arası doğarız biz balıklar. Bende o günlerden birinde doğdum. Anne, baba, abla , ben, hepimiz  o günlerde doğduk işin enteresanı. Düşünsenize evdeki durumu. Tamamı hassas ruhlar, bir arada. 

Bugün  duygusal balık olarak uyandım. Sabah sabah aklıma Kenan Işık geldi. Tanımam etmem ama severim ben kendisini. Ekran sevgisi. Oturdum dua ettim iyileşsin diye. Sonrada internetten bir tarama yapayım , durumuna bakayım dedim. Bir de baktım ki, Kenan Işık öldü haberleri çıkmış. Ölmemiş, yaşıyormuş, durumunda bir değişiklik yokmuş, ailesi açıklamış. Belki bi dua da siz edersiniz. Belki duaya ihtiyacı vardır. DİNLEYELİM   hatta ağlayalım yahu. Bazen o da lazım. Boşalmalı bedendeki zehir. 

Romantik balıklar için söylendiğine inandığım bir söz var. Geldi bahar ayları , gevşer gönül yayları. Benim gönül yayları da gevşiyor gibi. Pazar şarkı günümüz olduğuna göre DİNLEYELİM 

Bu sabahki duygusal uyanışımla beraber, Sezen Aksu'yu dinlemeyi özlediğimi de fark ettim. Neden özledim, çünkü müzik setim yine tamire gitti. Cd'lerimden uzak kaldım. Radyolarda da Sezen'e denk gelmiyorum. Ne yazık. Romantik burçların bir diğeri de Yengeç burcudur. Hassas, duygusal, hayal gücü kuvvetli. Yoksa nasıl yazardı Sezen bunca güzel şarkıyı.  DİNLEYELİM o zaman 


An itibari ile Ankara'da hava güneşli , sıcaklık 16 derece civarında. Şubat ayını bitirmek için yalnızca bir gün kaldı. Artık bahçede çalışmak ve bahara, yaza bahçeyi hazırlamak zamanı. Çok yerde Şubat ayında yapılacak işler, biz Ankaralılar için Mart ayına kayar, iklim şartlarından dolayı. Neler yapılacak bakalım mı bahçede ?

  • Bahçeleri ot sarar bu ay. Otla mücadele için gerekli ilaçlamalar yapılır.
  • Çimlerin üzerindeki yapraklar , yosunlar, esnek uçlu tırmıkla temizlenir. Ve çimlere yosun önleyici gübre uygulanır.
  • Hava durumu kontrolü ile, don tehlikesi yoksa; meyve ağaçları dikilebilir.
  • Kiraz, erik, şeftali ağaçlarına bordo bulamacı uygulanır. 
  • 15'inden sonra güllere ilk gübreleri verilir ve budanır.
  • Meyve ağaçları çiçeklenmeden, budamaları yapılır.
  • Yaprak dökmüş olan sarmaşık türleri budanarak şekillendirilir.
  • Ortancalar temizlenir, kuru dalları alınır.
  • Sebze tarhları; çapalanır, gübrelenir,tırmıklanır ve hazırlanır.15'inden sonra soğan sarımsak ekilebilir.
Ben gidiyorum bahçede çalışmaya . Sizi bunca romantizmle boğduktan sonra öyle bırakacağımı sanmayın. Huzurlu, mutlu, keyifli, sevgi dolu bir gün daha geçirin. Sevdiklerinize sıkı sıkı sarılmayı, öpmeyi ihmal etmeyin. 

BONUS  u da dinleyelim o zaman. 

Pazartesi, Şubat 22, 2016

Yolda yürürken bulduğun bir kuş tüyünü eve getir

Öncelikle yeni hafta başlangıcı umarım gönlünüzce olmuştur. Kazasız belasız, hastalıksız, dingin bir yedi gün olsun. Bu haftayı böyle atlatalım gelecek haftayı geldiğinde düşünürüz. Hatta şu anı sağlıkla tamamlayalım da sonrası Allah kerim.

Dün bir arkadaşım facebook sayfasında şamanlardan size hayat ile ilgili otuz öğüt  diye bir paylaşımda bulunmuş. Sevdim ben bazı maddeleri.  Mutlaka bir çoğunuz okumuşsunuzdur ama tekrarlar bazı şeyler için iyidir derim ben. Buraya nakletme sebeplerimden biriside, kendime notlar almak. İçinde bünyeye iyi gelecek şeyler var.

İşte o otuz öğüt.
Tılsımını bilmem ama sağımda solumda bir sürü kuş olunca bende kuş tüyü eksik olmaz 

1.Yolda yürürken bulduğun bir kuş tüyünü eve getir, bir vazoya koyabilir, asabilir yada rafta bulundurabilirsin. Bu cennetten sana gelmiş güçlü bir tılsımdır. Bu tarz ruhlardan size verilen işaretleri farketmelisiniz.
2. Nehirlerden taş topla. Büyük güç ve enerjileri vardır.
3. Tüm gücünle diğer insanlara yardım etmeye çalış. Eğer mutluluk veremiyorsan en azından zarar verme.
4. Zorluklar birer formalitedir. Ciddi zorluklar, daha ciddi olsalar bile hala formaliteden ibarettir.Gökyüzü oradadır, bazen bulutlarla kapanmış olsa bile bazen biraz çaba göstererek, mesela bir uçağa binerek aynı mavi gökyüzüne ulaşmak mümkündür. Herkese barış!
5. Bir hayale ulaşmak için bazen tüm gereken bir adım atmaktır. Zorluklardan korkmayın, her zaman vardırlar ve olacaktırlar. Hepinize amaçlarınız doğrultusunda temiz yollar!
6. Ahlaki olarak önceliğiniz başka birine zarar vermemek olmalıdır. Bu prensip oldukça güçlü olmalıdır. Sadece şöyle düşünün: “Hiçbir zaman hiç kimseye zarar vermeyeceğim.”
7. Canlılar için bir mutluluk kaynağı olabilirseniz siz kendiniz en mutlu olursunuz. Ve başkalarına acı çektirirseniz siz kendiniz de acı çekersiniz. Düşünün!
8. Günde en az bir saat sessizliğe zaman ayırın. Buna en az iletişime olduğu kadar ihtiyacınız var.
Kahve molalarımla iyi bişi yapıyorum demek ki ben. 
9. Sevebilme yeteneği Dünya üzerindeki en önemli yetenektir. Herkesi sevmeyi öğrenin, düşmanlarınızı bile.
Yaradılanı severim yaradandan ötürü.
10. Akarsulara çöp atmayın. Asla! Suyun ruhu çok sinirlenebilir. Ruhu yatıştırmak için ekmek, süt yada para atabilirsiniz.
11. Genelde geçmişimizi “altın çağ” yada “altın günler” olarak adlandırırız. Bu bir hatadır.Hayatımızda yaşanan her an tam olarak altın çağdır.
12. Mükemmel bir din ya da inanç yoktur. Kötü bir din de yoktur. Tanrı bir tanedir. İstediğinize dua edebilirsiniz ancak şu emirleri unutmayın: dürüst yaşa, atalarına saygı göster, ve sev.
13. Eğer Dünya’yı değiştirmeyi amaçlıyorsan önce kendini değiştir. Aşkın ve keyfin enerjilerini öğren. Bunlar bir insanın kilit anlarıdır. Gülümsemek, kahkaha ve keyif almanın çok büyük güçleri vardır. Bunu bir defa öğrendikten sonra kendinize sevginin kapısını açacaksınız.
14. Oldukça güzel bir deyiş vardır: Veren eli kısıtlı görme. Eğer mümkünse zayıf ve ihtiyacı olanlara para ver. Miktarı önemli değil ancak vermiş olmak önemlidir.
15. Hayat çok kısadır. Bunu gözyaşları, kavgalar, küfür ve alkol ile çarçur etme. İyi şeyler yapabilir, çocuk yetiştirir, dinlenir ve daha fazla mutluluk verici şeyler yapabilirsiniz.
16. Eğer sevdikleriniz size suçlu olmadığınız bir şey için kızdılarsa onlara sıkıca sarılın, ve onlar yatışıncaya kadar onları bırakmayın.
17. Ruhunuzda bir sıkıntı bir tükenmişlik hissediyorsanız şarkı söyleyin. Kalbiniz hangi şarkıyı söylemek istiyorsa. Bazen o da konuşabilmek ister.
Bana uyar.Komşular düşünsün.
18. Her zaman hatırla: Doğru din, doğru inanç ya da en becerikli şu veya bu inancın din adamı yoktur. Tanrı birdir. Tanrı dağın tepesindedir. Farklı din ve inançlar bu tepeye ulaşmanın farklı yollarını sunarlar. Kime istersen dua et, ancak bil ki senin asıl amacın günahsız olmak değil, tanrı’ya ulaşmaktır.
19. Eğer bir şey yapmaya karar verdiysen kendinden şüphe etme. Korku seni kendinden ve doğru yoldan saptırmaya çalışacak. Çünkü bu kötülüğün ana silahıdır. Eğer ilk defada başaramadıysan ümidini kaybetme. Her küçük zafer seni daha büyüğüne yaklaştırır.
20. Hayatta çok önemli bir şeyi hatırla. Herkes hakettiğini bulur. Problemlerin ruhuna ve düşüncelerine girmesine izin verme böylelikle problemler vücuduna da ulaşamaz.
21. Hayat sana yüzünü ya da başka bir tarafını çevirmiş olabilir. Ancak sadece çok az kimse aslında hayatı çevirenin gerçekte kendisi olduğunu anlıyabilir. Diğerleri hakkındaki tüm kötü düşünceleriniz size geri dönecektir. Kıskançlık da en sonunda size geri gelecektir. Buna neden ihtiyacınız var? Sakin ve ölçülü yaşayın. Kıskanç olmak iyi bir şey değildir ve hiç gerek de yoktur. Bu adamın büyük bir arabası varsa bu onun yüzünü daha güzel yapmayacaktır. Altın aslında kirli bir metaldir. Kıskanç olmaya ihtiyaç yoktur. Daha fazla gülümseyin ve yabancılar da size gülümseyecektir, hem de sevdikleriniz ve tüm hayatınızla beraber!
22. Size saygı gösterilmesini istiyorsanız başkalarına saygı gösterin. İyilik için iyilik, kötülük içinse bu kötülüğü yoksaymak yapılacak en doğru şeydir. Sizi kötü yapmaya çalışan biri onu yoksaydığınız için kendini gerçekte daha kötü hissedecektir.
23. İçmeyin. Hiç içmeyin! Alkol vücudu, beyni ve ruhu öldürür. Ben yıllardır içmiyorum. Eğer şamansanız veya ruhsal bir insansanız içerek bir süre sonra tüm güçlerinizi bitireceksiniz ve ruhlar sizi cezalandıracaktır. Alkol gerçekten de öldürür, aptalca şeyler yapmayın. Rahatlamak için hamama gidin, eğlence için şarkı söyleyin, iletişim ve ortak bir dil bulabilmek için çay için, ve bir kadını daha iyi tanımak için ona şeker verin!
24. Asla pişmanlık duyma! Ne olursa olsun bu ruhların isteğiyle olur ve bu her zaman en iyisidir.
25. Hayvanlara benzeyen taşları özel bir tören olmadan yerden almayın. Aksi takdirde çok ciddi bir nazara maruz kalırsınız. Eğer böyle bir taş bulduysanız ve yanınıza almak istiyorsanız bulunduğunuz yerin ruh efendisine başvurun ve ona bir teklifte bulunun, ardından bu taşı yerde beyaz bir bezle kaplayın ve böyle alın.
26. Güzel bir müziği dinleyerek kendinizi gün içerisinde aldığınız negatif enerjiden arındırırsınız.Müzik meditasyon gibidir. Sizi kendinize ve hayata geri getirebilir.
Müzik her daim kulağımda, hep medite geziyorum demek ki ben. 
27. Kalbinizde her hangi bir baskı olmadan rahat nefes alabilmek için, ağlamayı öğrenin.
28. Eğer durum sizin çözemeyeceğiniz bir hal aldıysa ve hiçbir çıkış yoksa elinizi yukarı kaldırın. Ve elinizi sertçe aşağı indirirken “zıkkımın köküne git” deyin. Çok güzel bir deyiş vardır: Sizi yeyip yutmuş olsalar bile en azından 2 çıkış yolunuz vardır.  
Bu madde çok hoşuma gitti, sorunu çözmese bile  en azından "zıkkımın köküne git " deyip rahatlayıp gülebilirim. Ve hatta dün uygulayıp güldüm bile. 
29. Kadınlar alışveriş yaparken ailelerinin önlerindeki günlerdeki mutluluğunu satın alırlar. Her bir taze, güzel, olgun ve güzel kokan meyve bu ailede mutlu ve sakin bir hayattır. Erkek, kendi tarafından kadına para sağlamalıdır. Böylece kadın en iyi kalitedeki ürünleri seçebilir. Yiyeceğe harcanan paradan kısan bir aile fakirleşir ve mutsuzlaşır. Bu kısıntı aslında sevdiklerinin mutluluğundan kısılır.
30. Kendinizi yanlış ya da bir şey hakkında üzülüyorken bulursanız, vücudunuzu düzgün ve akıcı hareketlerle bir dans formunda hareket ettirin. Kötü enerjinizi yoluna sokup zihninizi çektiğiniz acıdan arındıracaksınız.
Bu dans işini de sevdim. Bugünün uygulaması bu olsun bende. 

Salı, Şubat 09, 2016

Salı sallanır

Günler vızır vızır geçip giderken, geldik bir Salı'nın sallambacına daha. Anadolu insanı atalarının öğretilerini bugüne kadar taşımış. Yaşanmışlıklar, günümüze kanunlaşmış bir şekilde ulaşmış neredeyse. Yaşanmışlıkları severim. Okumasını da , dinlemesini de. Ne kadar çok yaşanmışlık, o kadar çok doğruluk. 

Kulağımı tersten tutup önce bir Mart ayına uzanıp, geri geleceğim. Havaların hafif güneşlenmesi ile  ısınan içimiz, "kalk gidelim" demeye başladı. Önümüzdeki ay memlekete kadar bi uzansak diye konuşurken dün gece, gecenin en veciz sözü çıkıverdi ağzımdan , Nisan'da gideriz ancak , malum "Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır " deyiverdim. Ki, bu konuda benim bile yaşanmış doğrularım var. Doğum günüm olan Mart günlerinden birinde, diz boyu kar vardı Ankara'da , buna rağmen seven kişi gülünü alıp kapıya kadar ulaşabilmişti. Unutulur mu ? 

Gelelim bugüne tekrar. Günlerden Salı, ne demiş Anadolu'mun güzel ataları, Salı sallanır. Ne yaşamış bilmem ama babam da Salı günleri yola çıkmaz. Çıksa bile öğleden sonra çıkar. Çocuğum yok ama olsaydı ata babamın bu adeti eminim ona da sirayet edecek ve bizim aile bu geleneği sürdürecekti. 
Anadolu kültüründe tüm günlerin bir özelliği var aslında. Merakınız varsa, BURADA ve BURADA  konu ile ilgili bilgiler okuyabilirsiniz. 

Salı sallanır gelir
Dili ballanır gelir
İstedi mi oyuncak 
Kuralım salıncak
Allanır, pullanır
Bir güzel sallanır...

Çocuklara söylenen bir Salı tekerlemesi idi okuduğunuz. Astrolojide de Salı günü ile ilgili şeyler var.  Temsil ettiği gezegen Mars'mış. Mars ise agresif bir gezegenmiş efendim. Atalar işe başlanmaz dese de astrologumuz  öyle demiyor. TIKTIK  

Benim işime gelen Anadolu atalarının dediği;  Salı gün işe başlanmaz, başlanan iş sallanır, olumsuz bir gün bugün demişler.  Badana yapılmaz, çamaşır yıkanmaz, göç yapılmazmış. 
Peki ne yapacağız ?
Demek ki bugün, yan gelip yatma, ya da bu güneşli havada kendini sokağa atma günüdür. O zaman ben kaçar Arkadaş kitabevini keşfetmeye. ONE Tower diye bir AVM açılmış yakınlara , oradaymış kitabevi. Dün broşürü ulaştı elime. Tam bana göre bir mekana benziyor. Minik bir cafe'si de var. Gidip bakayım, Salı'yı orada sallayayım.  


Neş'e olmadan, gülümsemeden  hayatın tadı tuzu da olmaz. O zaman TIKTIK


Pazar, Şubat 07, 2016

Pazar ondan bundanı



Kadınlar pazar gününü pek sevmez diye düşünüyorum.  Ev halkının tamamına hizmet etme günüdür bugün. Mutlulukla, yorgunluk arasında bir yerlerde yaşarsınız. Herkesin gönlünü etmek kadına düşer genelde. Babalarsa, çizgili pijamaları ile televizyon karşısında, kah uyur ,kah gazete okur, kah isteklerde bulunur, uzun oturur kısa düşünür , yani  kanepe ile haşır neşir olurlar genelde. Şimdi çizgili pijamamı kaldı diyenleri duydum. Kulağımdan kaçmaz.  Buradaki çizgili pijama bir tasvirin tamamlayıcı unsuru. Ayrıca, o çizgili pijamayı yıkayıp ütülemekte kadının işidir. Almaya alışmış erkek, vermeye alışmış kadını sömürür de sömürür tüm gün boyu. Çay yap, kahve yap, börek çörek yap, suratını asma, su getir, yemekte ne var, sofra hazır mı, niye kuru fasulye pişirmedin, tuzu versene, houuuhh (esneme nidası), zortt ( pırtlatma nidası) hanııımm canıımm (şımarma nidası)...

Erkekler pazar gününü pek sevmez diye düşünüyorum. Ev halkının tamamı tarafından ezilme günüdür bugün. Herkesin eleştirisine maruz kalmak erkeğe düşer genelde. Çürüttün o kanepeyi, hadi alışverişe gidelim anca yatıyorsun, ben senin uşağın mıyım kalk suyunu kendin al, paşa bu paşa, bıktım çoraplarını toplamaktan, bi kerede şu sofrayı sen kursan, yemeği sen yapsan, şu saç sakalının haline bak kalk bi traş ol, üstünü değiş, niye o kazağı giydin, herkes sokakta biz evdeyiz, çok miskinsin anca uyu sen, niye yattın, niye oturdun, gazeteyi niye oraya attın, yine mi maç izliyorsun, Kadının nidaları yoktur pek, konuşmaktan esnemeye bile zamanı bulamaz. Gün boyu yanında ya adamı, bulmuş ya böyle imkanı, akşama kadar dır dır dır dır dırrrrrr dır nidası....

Bir koca gün , paylaşılamadan geçip gitmiştir sonunda. Yazdım öylesine. Öylesine şeyler yazarım ben zaten.  Mutlu pazarlar. Ne kadar mutlu olabiliyorsanız tabii. Fazlasını isteyin belki olur. En iyisi ben size bir şarkı armağan edeyim de, 4 dakika 32 saniye uzaklaşın her şeyden .

RELAX





.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...