Pazar, Kasım 04, 2012

Pazar şarkısı

foto:Füsun T.


Dün Atatürk kültür merkezinde idim. Niğde Günleri vardı. Bol bol yöresel ürün alışverişi yaptım, memleket havası teneffüs ettim sanki, eş dost  gördüm.Benim için çok güzel günlerden biriydi. Alışveriş bitiminde tam çıkıyordum ki, müzik sesi geldi.  Hemen o yöne yöneldim. Saz ekibi Niğde havası çalıyor, folklorcüler ve ziyaretçilerde oynuyordu. Kendimi ortaya atmamak için zor tuttum. Çalan türküyü arıyorum ama ne yazık ki onu bulamadım. Sanırım yöresel olduğu için, pek söyleyen olmamış.
Ben de başka bir türkü paylaşmaya karar verdim. Türkünün adı "Bastım asmanın dalına".

Türkünün Nurettin Bayhan'a ait olan sözleri şöyle...


Bastım asmanın dalına
Dal kırılıverdi abaru
Girdim yarin bahçesine
Yar sarılıverdi abaru

Elleri ufacık ufacık
Kendisi topacık topacık

Ben atımı nallatırım
Okkada nalınan abaru
Ben yarimi oynatırım
Dökmede zilinen abaru

Elleri ufacık ufacık
Kendisi topacık topacık

Türküde geçen "abaru" kelimesi yörede çok kullanılan bir sözcüktür. Şaşkınlık belirtmekte kullanılır. Kelime uzatılarak "abaruuu" şeklini aldığında , şaşkınlığın şiddeti ifade edilmiş olur. 
İki farklı kişiden paylaşacağım bugünün türküsünü. Birincisi Hülya Yıldız'dan.


Bir diğer versiyonu ise Grup Kul tarafından modernize edilmiş hali.


Grup Kul / Abaru

Gülüp, oynamak her zamanki gibi serbest. Ben de o modla güne başlamışken , az önce yaşadığım bir tatsızlıkla dibe çöktüm. Dualara sarılıp , tevekkül olma yolunu deneyeceğim.

Cumartesi, Kasım 03, 2012

Bu gece gökyüzü

Gökyüzünde parıl parıl parlayan bir yıldız var şu anda. Önce biraz dürbünle izledim. Bayıldım,çok güzel. Sonra fotosunu çektim. Tabii ki minnacık makinemle çekebildiğim kadar. Aradım taradım hangi yıldız bu bulamadım ne yazık ki. Ne ki acaba ?



Sonrada fotoya birazcık ışık verdim. Bakın etrafında ne kadar çok minik yıldız var.


                                                    Teleskop mu alsam napsam..Çok zevkli.


Orman meditasyonu

Bazen tüm enerjinin tükendiği zamanlar olur ya , işte o zaman bir arayışa girersin o enerjiyi yeniden sağlayabilmek için. Ayakta kalabilmek için, hayatın streslerinden uzaklaşabilmek için bir yol ararsın. Aradığım günlerden bir gün, orman meditasyonu ile karşılaştım. Şimdi bazılarınız boş iş bunlar faydası yok diyecek, bazılarınız saçmalık diyecek, bunlara inanılır mı diyecek , ben de dedim ki kendime, bunun için 10 dakikalık zaman ayırmak sana hiçbir şey kazandırmasa da hiçbir şey de kaybettirmez. Ben yaptım. Yaparken de bir başka şeyle karşılaştım. Benim bir ağacım var zaten. Aynen böyle yeşilliklerle kaplı bir tepede. Çok sıkıntılı anlarımda o tepedeki ağacıma gider altına uzanır gökyüzünü seyreder, bulutlara bakar, kuşların sesini dinlerim. Bunu ben kendim uydurmuştum. Çok uzuuun yıllardır var bu ağacım. Hatta bununla ilgili kısa bir yazımda olacak bir yerlerde. Bulursam paylaşırım onu da. Demek ki bilmeden orman  meditasyonu yapıyormuşum. E bu da güzel. :)
10 dakika zaman ayırabilenler için işte orman meditasyonu.




Hepimize güzel bir hafta sonu dilerim. Ben bugünü Atatürk Kültür Merkezinde, Niğde Günlerinde,yöremin yiyeceklerini almakla geçireceğim. Size de öneririm leziz yiyeceklerimizi.

Perşembe, Kasım 01, 2012

Masal

Çocuklar dünyanın en güzel varlıkları. Kendimi bildim bileli çocukları çok severim. Onlarla konuşmayı, oynamayı, onların şaşkın bakışlarını izlemeyi ,kısacası her şeylerini seviyorum. Yazlıkta merdivenlerimizi temizlemeye gelen çingene bir aile vardı. Orada çingene çöp toplayıcısı çoktur. Bir ailede bizim apartmanı temizlemeye gelirdi haftada bir gün. Çok tatlı insanlar. İki oğulları var. Birinin adı Barış, iki yaşındaydı ilk tanıdığımda. Ve benim aşkım. Barış'a  aşıktım , ona ayakkabılar,oyuncaklar, yiyecekler,giysiler alırdım. Bir gün annesinin kucağında baygın halde geldiler işe. Baktım ateşler içinde yanıyor, attığım gibi arabaya hastanede almıştım soluğu. Kurtardık Barış'ı, gitmesek havale geçiriyormuş. Özledim Barış'ı. O artık büyüdü, okula başlamıştır bu yıl.

Barış'ın nutella yedikten sonraki hali. Parmakları ile yemiş ağzına yüzüne bulaştırmış,elinden alamamıştık.
Barış
              Yine var bir çocuk hayatımda. Şimdi de ona aşığım. Belki bir gün bahsederim ondan da.

Bir de kendi içimdeki çocuk var. Onu artık tanıdınız sanırım. İşte o çocuk masal okumayı çok seviyor. Bununla ilgili aklında planlar da var aslında, masal yazmak gibi, ama bakalım ne zaman. Dün nette gezinirken karşıma bir masal sitesi çıktı. Bir sürü dilde masal kitapları var. Dil öğrenen çocuklar içinde çok faydalı olabilir. Çünkü hem yazılı, hem de seslendirilmiş sayfalar. Hem de resimli daha ne olsun. Dil olarak Türkçe seçme imkanı da var. Dil seçimi sayfanın sağ üst kısmında. Ben birazcık baktım hoşuma gitti. Çocuğu olanlar bilsin, bilmeyenlere bildirsin diye paylaşmak istedim.
İçinizdeki çocuklara masallar da okuyabilirsiniz. Gününüz masal tadında geçsin.

MASAL SİTESİ İÇİN TIK TIK

Çarşamba, Ekim 31, 2012

Gizli cennet


Çankaya Bankadaki bir işim dolayısı ile yağmurlu bir günde düştüm yollara. Biraz erken çıkmışım evden. Bankaya gittiğimde kapalıydı. İçeriden yarım saat sonra gelmemi söylediler. Bu zamanı nasıl değerlendiririm diye  bir an düşündüm ve yolun karşına geçip, gizli cennetime doğru yol aldım.

Daha önce de paylaşmıştım bu parkı sizlerle.Bu merdivenleri inince parka ulaşılıyor.Çıkmaz sokak gibi di mi ?

Park

Güzellikler merdivenlerde başladı. Rengarenk yapraklardan gözümü alamadım. Hepsini tek tek fotoğraflamak istedim. Makinamı çantada taşımamın faydaları.

Merdiven

Yağmur şiddetini artırmaya başladı. Bir elimde şemsiye, bir elimde fotoğraf makinesi, kolumda çantam, zor da olsa  foto çekmek için uğraşıyorum. İlle de rengarenk yapraklar.

Yapraklar

Nihayet merdivendeki yapraklardan ayrılıp yola kavuşabildim. Yeşil ve yıkanmış ağaçlar kucakladı hemen beni. Mutluyum. Derinnn bir nefes çektim içime. Teşekkür ederim Tanrım.

Park

Ağaçlar öyle iç içe geçmiş ki, yağmur aralarından bana ulaşamıyor.  İlerde, soldaki ağacın içindeki sapsarı yaprakları görünce ilk duraklamamı yaptım. Onca yeşilin içinde harika görünüyorlardı. Duraklamalar bitmedi tabii tur boyunca.

Park

Parkta iki yürüyüş yolu var. Birisi bir hayli yokuş ve uzun, birisi daha kısa. Kısa parkurda turladım, çünkü  zaman sorunum var. Vakit daha uzun olsa, parkı daha bir doyasıya yaşamak isterdim bu güzel yağmur altında. Geldik havuz başına.

Park

Tabii yine duracağız. Damlaları izlemek için.

Damlacıklar

Yola devam. Parkta benden başka kimse yok. Korkmalı mıyım ?


Park

Korkmak istemiyorum , çünkü her şey çok keyif verici. Renkler muhteşem. Zaten 24 saat güvenlikte varmış ama hiçbiri görünmüyor ortalıkta.

Park

Tırmandıkça aşağısı daha güzel görünüyor ve renk cümbüşü göz alıyor.


Park

Parkın kocaman gövdeli ağaçlarından birisi. Orjinali böyle değil tabii ki. Fotoğrafla oynarken şahane renkler çıkınca öylece paylaşmak istedim. Tablo gibi.


Ağaç kabuğu

Parkın yanında okul var ve  okulun pencereleri parka bakıyor. Her yer kağıt uçak doluydu. Defterlerinde sayfa kalmamış kerataların. Amannn kalmazsa kalmasın. Sefaları olsun. Büyüyünce kağıttan uçak  yapamıyor insan.

Uçurtma

Çocukluğum. Pervane ağacım (bu adı ben koydum). Bayılırdım; yüksek bir yere çıkıp bu pervanemsi yaprakları atıp, sonra da döne döne yere düşmelerini izlemeye.


Pervane

O kadar çok foto çekmişim ki, bi bu kadar daha var en az. Onları da başka zaman paylaşayım.

 Bu güzelim yaprağı parktan çıkarken gördüm. Onunla bitireyim fotoları paylaşmayı.Sahi, ben bugün yaptığım yürüyüşte bir yaprak görüp cebime koymuştum, unuttum cebimde ne oldu acaba ?

Yaprak


Her zamanki gibi "farkındalık" önemli. Son günlerde bu hususta yoğunlaşıyorum. Bugün bulutları izledim mesela. Sadece bakmamayı, bakarken görmeyi öğrenmeye çalışıyorum. Bakıyoruz ama ne görüyoruz ? Bir çok insana göre alelade bir park olabilir, ben baktığımda cenneti görüyorum.

Salı, Ekim 30, 2012

Salırtesi sendromu

Benim bayramlarım vardı. Bitti. Ne de çabuk iki bayram tükettik. Tüketim toplumu olmak böyle bir şey demek ki. Çok hızlı tükeniyor her şey.  Pazartesi sendromumuzu da doya doya yaşayamadık .Bugün salırtesi. Salırtesi sendromu yaşıyor musunuz ? O zaman bu post sendromculara gelsin. Sıkmayın canınızı siz. Ben alırım sendromunuzu şimdi. Büyüyünce radyo programcısı olacağım ben, sürekli anonsvari konuşuyorum. Bunda sürekli radyo dinlememin payı büyük tabii ki. Mesela sendromdan kurtulmanın en iyi yollarından birisi de radyo dinlemek. Ben bu sıralar MaxFM'de sabah 07- 12 arası Özgür Aksuna dinliyorum. Sabah gözümü açar açmaz radyomu da açıyorum. Özgür'ün güzel şarkıları  ve onun hoş sohbeti ile güne başlıyorum. Sendromdan kurtulmak istiyorsunuz di mi ? Şimdi hemen açıyorsunuz radyonuzu,  işteyim radyom yok derseniz internetten de dinleyebilirsiniz MaxFM'i. İnternet sayfalarında güzel müzik bilgileri, kültür sanat, haberler ne arasanız var.  Hımmm bi de MaxFM ANKARA radyosu, gururla söyleyeyim bunu da. Radyonun frekansı 95.8 ve internetten dinlemek için TIK

İlk aşamada bir kısmı gitti bu sendrom denilen şeyin. Kıpraşmaya başladınız dimi. Şimdi ikinci aşamaya geçiyorum. Fırat karikatürlerini bilmeyen var mı? Bi kaç kişi "var" dedi duydum.Tamam varsa şimdi öğreneceksiniz. Tüm Fırat karikatürlerinin olduğu bir site adresi vereceğim size. Orada önce Fırat sözlerinden bir bölüm okuyun o hafif hafif alacak sendromunuzu , karikatürlere geçince patlama yaşayacaksınız.
İşte bir Fırat sözü.... Bi keresinde külotlu film çıktıydı televizyonda.
Ve işte o site beslenirkibu

Son olarak güzel şeylere bakmak gerekiyor. Burada kendi fotoğramı koymam gerekiyor. Fakat bazı bünyelere iyi gelmeyebilir. Uzmanlar yeşile bakmanın her tür hastalığa özellikle strese çok iyi geldiğini söylüyor. Hatta böyle bir tedavi bile var. O yüzden bu güzel manzara ile ve Özgür'ün güzel şarkıları ile başbaşa bırakıyorum sizi. Atın her derdi bir kenara güzel bir hafta geçirin.




Landscape around Crater Lake District


Pazartesi, Ekim 29, 2012

Bayramımız var bugün , kutlu olsun

CUMHURİYETİN 50. YIL MARŞI

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına.
Erdi Cumhuriyetim elli şeref yaşına.
Bu rüzgârla şahlanmış dalga dalga bayrağım.
Başka bir tuğ yaraşmaz Türk'ün özgür başına.


Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu.
Atatürk'ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu.
Yıllan bir çığ gibi aşarak hafta hafta
Koşuyoruz durmadan kadın - erkek bir safta...

Elimizde meşale, ilke Atatürk,
Işıklarla donattık ülkeyi her tarafta...
Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu,
Atatürk'ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu.


Aynı kandan feyz alır bunca toprak, bunca taş.
Kılıç tutan bilekler, verdi sabanla savaş.
Tekniğin dev nabzında her adım, her dakika,
Çarklarda aynı tempo, yüreklerde aynı marş.

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu,
Atatürk'ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu.
Biz yürekten bağlıyız elli yıldır bu yola.
"Yurtta barış" ilk hedef. "Cihanda sulh" parola. 


Koparamaz hiçbir güç bizi millî birlikten,
Ata'mızın izinde koşuyoruz kol kola...
Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu,
Atatürk'ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu.

Yaşasın hür ulusum, soylu gencim, benliğim,
Yaşasın şanlı ordum, sarsılmaz güvenliğim.
Ersin elli yıllarım nice mutlu çağlara.
Örnek olsun cihana devletim, düzenliğim.


Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu,
Atatürk'ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu.


Bekir Sıtkı ERDOĞAN

*Altı çizili mısralarla betimledim duygu ve düşüncelerimi.

Pazar, Ekim 28, 2012

Pazar şarkısı


vaveyla
Sıla Gençoğlu. Herkes yeni Sezen Aksu dese de benim için o Sıla. Sezen'le kıyaslamam şahsen. Kendine has bir söz yazarlığı var. Çok farklı vuruyor insanı. Beni hep hırpalıyor, sarsıyor o sözler. Bu ay yeni cd si Vaveyla çıktı çok şükür de , kavuştuk sonunda. Bir öncekini ezberlemiştim artık ve yetmemeye başlamııştı. Sıla bir alışkanlık bende , hep ondan gelecek yeni şarkılara  ihtiyacım olacak. Ve o hep çok güzel işler yapacak inşallah.

Cd'yi aldığım günden beri ilk iki şarkıyı dinlemeden güne başlamaz oldum. İlk dinlediğimde ne uzun bir şarkı demiştim. İki şarkıymış meğerse. Fakat öyle birbirini tamamlayan iki şarkı ki anlamıyorsunuz birinin nerede bitip diğerinin başladığını.
Bugün Sıla paylaşayım dedim ama seçim yapmam son derece zor. Daha önce paylaştığım pazar şarkılarında da zorlandığım oldu hep ama bu sefer bambaşka benim için. O yüzden ben bugün şarkı paylaşmayım, siz en iyisi Cd'yi alın hemen ve hepsini dinleyin. Cd'de boş yok.

Sıla'yı dinlerken sözlere verin kendinizi ve o içten çığlıklarla gelen sese. Yorumunu da çok seviyorum.
Neyse anlat anlat bitiremem şimdi. Bilen biliyordur zaten. Bilmeyenler de şimdi benimle birlikte dinlesin, belki beğenirler. Cd de bulunan ilk iki şarkıyı , sabah, öğle ve akşam olmak üzere ikişerden en az altı doz alıyorum. Ruhuma şifa oluyor.

Sıla
                   Şarkı sözleri mükemmeldir Sıla'nın. Benim beğendiklerim ve dilime doladıklarımsa şunlar.

Çocuk adlı şarkısından :

Esas korktuğum şey içimdeki çocuk
Kırarsam kalbini nerdeysem gel vur beni



Her şey yolunda adlı şarkısından :

Ben üzülürüm, sonra düzelirim
Kim bilir kapı çalar, gelir aşk
Bırakmaz elimi yaşlanırız belki
Umut değil mi… Ne ki yaşamak
Her şey yolunda Bakma her şey yolunda
Beni boşver… Asıl senden naber
Gün döner iyi gelir zaman


İmkansız adlı şarkısından :

Ah benim deli goncam
Ufku yetim kara gecem
Dengim benim dengesizim

Açık Deniz adlı şarkısından:

Gel aşk çık gel bi gün
Bil ki emrine amadeyiz
Kaç kuşak deli divaneyiz. 
De ki bir nevi avareyiz.




Sıla / vaveyla 

                                                       Çocuk

Sonunda çocuk adlı şarkıda karar kıldım. Cd'yi alanlar asla pişman olmayacak söyleyim. Hepimize bol kahkahalı ve sevgi dolu bir pazar diliyorum. Hayat her şeye rağmen devam ediyor çünkü.

Çok sevdiğimden değil 
Zor sevdiğimden...


Cumartesi, Ekim 27, 2012

Baklava ve spor ve hayal bu ya

Offf offf diyetteyim ya, iki gündür  baklavalarla aramdaki ilişki aynen böyle , üstelik sonuçta bana iki adet olarak geri de dönmüyorlar. Sadece bakışıp duruyoruz. Hadi itiraf edeyim bir kaç kez parmağımla dokunup, tadına baktım.

TIK TIK

Baklavalara uzaktan baktığım gibi bir de vücuduma eziyet etmeye başladım. Kaslarım ağrıyorrrr... Dönemiyorum o yana bu yana .. Ama 3 hafta sabretmem gerek.

TIK TIK

E bu durumda kalan sadece hayal kurmak oluyor.

TIKTIK

Cuma, Ekim 26, 2012

İyi bayramlar

Bugün özel bir kutlamam var. Çikolata kağıtlarını tırnakları ile düzleştirip, kenar süslü defter sayfaları arasında saklayıp, bayram sonrası , kim daha çok ve değişik çikolata kağıdı toplamış diye arkadaşları ile paylaşanların bayramını kutluyorum. İçimizdeki çocuğun kalbini hiç kırmadan, nice bayramlar yaşayalım.


Salı, Ekim 23, 2012

İyi akşamlar İstanbul

foto: Füsun T.

Hediye aldım

Her ne kadar herkesin iyi kavramı değişik olsa da "İnsanlar iyi şeylere layıktır" Kim demiş bunu bilmiyorum ama iyi demiş doğrusu. Birisi de demiş ki "dünyaya yalnız gelir yalnız gideriz" , bu da güzel söylemiş. İşte her iki cümlenin bilinci ile ara sıra kendimi şımartırım ben. Her şeyi başkalarından beklemek pek doğru bir şey gibi gelmiyor bana. Başka birisi beni şımartsın diye beklersem çok bekleyebilirim :) Ama şımartırsa da ekstra bonus olur o zaman.

Geçenlerde (hep de geçenlerde olur zaten) market alışverişim sırasında, kasadaki bayan kredi kartımda  bir miktar bonusum olduğunu, alışverişimin ücretini buradan  düşebileceğini söyledi. Bende ona şu cevabı verdim. " yok kalsın o, onunla kendime hediye alacağım".

Aldım. Kendime sevdiğim beğendiğim ve kredi kartımdaki bonusa uygun fiyatlı bir hediye alıverdim.


hediye

                                                         Yok hediye bu değil, bu kutusu.


hediye1
                                                          Bu, kutunun içindeki birinci parça


hediye2

                                                         Bu, kutudan çıkan ikinci parça

hediye3
İşte benim güzel kupam ve yanında da arkadaşı

Arkadaşının adını hatırlayamadım iyi mi ? Unutkanlık var azcık, ama azcık. Adı şu olsun ne fark eder ki "poşetlik". 

Rejimdeyim ya , yeşil çay içiyorum ya, işte sabahları alıyorum bu ikisini yanıma, yeşil çayımı yudumlarken bir yandan da kelebekler gibi bir o yana bir bu yana, düşünceden düşünceye koşuyorum. 
Kutusunu da çok sevdim. İçi henüz boş ama yakında elime ne geçerse atmaya başlar doldururum. 


hediye4

Kendinizi ödüllendirin, şımartın  ara sıra, tavsiye ederim. Daima kendimize bir şeyler alıyoruz evet ama bu farklı. Bu işi özel olarak yapacaksınız. Bu benim ödülüm, benim kendime aldığım hediyem diye alacaksınız. Ne alacağınızı ararken bile ayrı bir hoşluk hissedeceksiniz emin olun. 

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...