Pazartesi, Şubat 06, 2012

Karaladım

Aldım elime rapido kalemi, karaladım rastgele. Geliştirmek istediğim tipler. Umarım o da olur.



İyi hayat

 Dün gece yarısı, eski bir kitabımı ararken bir başka eski kitabımla göz göze geldim. Çok severek okuduğum bir kişisel gelişim kitabı. Bazı zamanlar diplerde oluyorum ya, hani ruh hallerimi yayınlıyorum kasvetli kasvetli, işte o zamanlar sevdiğim bir iki kişisel gelişim kitabım imdada yetişiyor. "İyi hayat " onlar içinde en iyilerinden biri. Tabii bu kitabı okumak için ille de diplerde olmanıza gerek yok. Kişisel zenginliğinize, zenginlik katmanın zevkini yaşamak da süper. Kitabı uzun süredir unutmuşum. Ta ki dün gece elime geçene kadar. Görünce mutlu oldum birden. Bu tanıtımı yazmayı bitirince okumaya başlayacağım yeniden.
Kitabın yazarı Alex Rovira. Yıllar önce , televizyonda bir programda önermişlerdi bu kitabı.  Almıştım. Kitabı aldıktan sonra, ben de çevremde bulunan eş, dost, arkadaş, eleman kim varsa herkese önermiş, hatta bununla da kalmayıp bir çok arkadaşıma kitabı hediye etmiştim. İlk olarak kendime aldığım kitabı hediye ettim, "ben kendime yenisini alırım" diyerek. Aldım da. Onu da aynı sözlerle hediye ettim sonra. Tekrar aldım , yine aynı şekilde hediye ettim. Bu iş  epeyce uzayınca , bunda bir hikmet var dedim. Hediye etmeyi bıraktım. Yoksa sonu gelmeyecekti sanırım.
Kitabın ana teması , sizi uyandırmak. Bildiğiniz şeyleri, siz de olan şeyleri görmenizi sağlamak. Mesela cesaret gibi. Hatta bununla ilgili çok güzel bir de hikayecik var kitapta. Ama anlatmayı çok sevmiyorum. Çünkü bilmeden o hikaye ile karşılaşmak daha zevkli. Kuşla ilgili bir hikaye. Kitabın kapağında da, üzerinde kuşlar olan bir ağaç var. Çok güzel. O bile insana huzur vermeye yetiyor. Bazı kitapların kapağı çok güzel oluyor. İnsanın, içinde ne var bilmeden alası geliyor. Bu da öyle. Bakın ne kadar hoş kapağı. Adına ve kapağa bakınca , hayatın iyi olduğuna inanıyorsunuz zaten.


kaynak

Kitap oldukça ince fakat içinde çok şey barındırıyor. Bazı sözler, yüzlerce sayfaya bedel. 
"Abarttın" dediniz, duydum :)) 
Kitaplarımı çok güzel okurum.  Hiç eskitmeden. İyi hayat da, şu an matbaadan çıkmış gibi duruyor elimde. Altını da  pek çizmem cümlelerin ama bu kitapta bir sürü altı çizili cümle var. İşte onlardan biri.

"Ve gerçek şu ki, eğer hiç durmadan ve açgözlülükle mutluluğu arıyorsak, mutlu olmamız gerçekten zordur."

Bu gerçekten iyi bir kitap alın okuyun derim. 
Hemen edinmek isterseniz TIKLAYINIZ

Size bu kitabı tanıtmak isteyince nette bir tarama yaptım. O esnada güzel bir web sitesi ile karşılaştım. birazoku.com bu sitenin adı. Buradan , almak istediğiniz kitabı inceleyebiliyor, arka kapak yazısını okuyabiliyor ve onunla da kalmayıp, kitabın ilk bir kaç sayfasını da okuyabiliyorsunuz. Ben sevdim. 
Bakmak isterseniz "İyi hayat" la ilgili bilgilerinde olduğu sayfa ve site BURADA

Hepinize iyi hayatlar.

Pazar, Şubat 05, 2012

Pazar şarkısı

Bugünkü şarkımız Emir Kustrica'nın  Çingeneler zamanı filminden. Goran Bregoviç'e ait bir şarkı. Talijanska. Anlamı İtalyan demek  olan bu mükemmel şarkı filmin müziklerinden sadece biri. Bir diğer sevdiğim ise Ederlezi. Onu da bir başka pazar paylaşalım .
Talijanska beni çok eskilere götürüyor. Babamın akordeonu vardı. Krem rengi, sedefli. Ağırdır akordeon. Çocuk olarak onu taşımak , körüğünü çalıştırmak ne mümkün. Yere koyar önce körüğü çeker, açabildiğim kadar açar, sonra da körükteki hava bitene kadar tuşlara basardım. Biraz daha büyüdüm, dizime alabiliyordum. Öyle öyle çalıyordum. Çalmak derken, rastgele basıyordum klavyenin tuşlarına. Her tür müzik aletinde "daha dün annemizin kollarında yaşarken" melodisini çalabiliyorum . İşte çalabildiğim yegane müzik oydu o zamanda. Sonra akordeonumuz kuzenime gitti. Gidiş o gidiş.
Şimdi kahve zamanı. Kahve ile birlikte Talijanska tabii ki ve anılara yolculuk.

Müzik ruhun gıdasıdır TIKLAYINIZ

Pazar neşesi




Temel Dallas'daki kuzeni Dursun'u görmeye gitmiş. Dursun, Temel'i hava alanında karşılamış. Beraberce dışarı çıkmışlar. Temel bir bakmış 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da büyük bu,da!"
Dursun hafifçe gülmüş. "Temelim burası Amerika! Burada herbirsey büyük!"
Yola çıkmıslar, Dursun'un çiftliğinin kapısından içeri girmişler. Git git bir türlü eve varmıyorlar. 
Temel şaşkınlık içinde: "Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!"
Dursun gene hafifçe gülmüş. "Temelim burası Amerika! Burada herbirsey büyük!"
Neyse, aksam olmuş, yemek salonuna geçmişler. Salonun ortasında kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. 
"Uyy!" diye baaarmis. "amma büyük masa, da!"
Dursun'un sesi gelmiş "Temelim burasi Amerika! Bura da herbirsey büyük!"
Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmiş.
 Dursun:"Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapi" diye tarif etmis. 
Temel alt kata inmis ama sol yerine sağdan üçüncü kapıya girmiş. Orası evin havuzunun olduğu yermiş. Her yer karanlık olduğu için Temel elektrik düğmesini ararken havuza düşmüş. Can havliyle bağırmaya başlamış:
"Sifonu çekmeyiiin!!Sifonu çekmeyiiin!"





Pazar videosu

Hepinize güzel pazarlar diliyorum. Güne güzel başlamanız için seçtim bu videoyu. Umarım tüm gün mutlu ve huzurlu geçer hepimiz için.  Önce videoyu izleyin, sonra da yanınızdaki sevdiklerinize şöyle sıkıca bir sarılın, "Seni seviyorum" diyin. Ben öyle yaptım. :)

VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ

Pazar fotosu


Cumartesi, Şubat 04, 2012

Penceremin çiçekleri

Çiçeksever biri olarak çok zaman hızımı alamıyor evi çiçekle dolduruyorum. Minnacık odama bile sıraladım saksıları. Kaktüs ise  fena bir hastalık, sakın ola ki bulaşmayın. Sürekli almaya başlıyorsunuz. Benden söylemesi. Bu üçlüyü geçen yıl Bauhause dan almıştım. Şimdi tekrar gidip bakmaya inanın korkuyorum. Elimde bir kaç saksı ile dönme ihtimalim fazla çünkü. Almak bir şey değil de , yer sorunu. Sağdaki tüylü olana bayılıyorum. Her sabah selamlaşıp konuşuyoruz. Tüylerin arasından bana göz kırpıyor çok zaman. :)
Bu pembe fıstık ise bir bayram günü bana hediye edildi. Hoş bir anısı var. Bir yakınıma bayram ziyaretine gidecektim.  Habersiz gitmiştim, evde yoktu. Aradım , alışverişteydim eve dönüyorum otoparkta  bekle dedi. Bir süre sonra geldi. Bagajı açtık, içinde bir sürü menekşe. Ne yapacaksın bunları dedim. Ziyarete gittiğim yerlere götürüyorum, seç birini al hemen dedi. Ne kadar güzel bir hediye ve ne kadar güzel bir düşünce. Bu pembe kız o gün benim oldu işte. Adını Güler koydum. Bunu veren yakınımın adı. Bir de Ayşegül'üm var. Onuda bir başka zaman tanıştırırım.  
Bu pembişin saksısını ben yaptım. Yani üzerindeki deseni. Bir başka zaman nasıl yaptığımı anlatırım size. Sevgi çiçekleriniz hiç solmasın.



Yaşama kuş bakışı bakmak

Bugün sizinle çok sevdiğim bir videoyu paylaşmak istiyorum. Her izlediğimde tüylerim diken diken oluyor benim. Neden bu kadar etkileyici geliyor derseniz. Her seferinde Allah'ın yüceliğini, varlığını bir kez daha her bir zerremde hissediyorum. Çok zaman düşünürüm , dünyaya kuşbaşı baksak acaba nasıl görünür, herkes bir telaşta, kimi oraya gidiyor kimi buraya. Bırakın dünyayı , pencerenizden sokağı izleyin bir süre , herkes farklı , herkes ayrı bir telaş da, ayrı düşüncede, ayrı hislerde, ayrı boylarda ... vs vs uzar gider. Yüce rabbim hepsini nasıl bir düzenle yaratmış. İşte bu videoda bir nevi dünyaya kuşbakışı bakıyorsunuz. İzleyin bakalım sizde nasıl bir duygu uyandıracak.

İlk link kısa bir özet sunuyor size. Eğer ki , çok beğendim daha uzun belgesel tadında  izlemek istiyorum diyorsanız ikinci linkle devam edebilirsiniz. İyi seyirler.
İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ


DETAYLI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Cuma, Şubat 03, 2012

Kandil simidi

Sabah kandil dolayısı ile simit yapmaya karar verdim. İlk kez yapacağım için elimde tarif yoktu. Biraz araştırdım. Çok yerde bu tarifi gördüm. Demek ki  iyi bir tarif diye yola çıktım. Başladım yapmaya. Neticede başarılı da oldum. Gerçekten güzel bir tarifmiş. Komşularıma götürdüm.Çaldım kapılarını, "kandiliniz mübarek olsun komşum, dua ederken  beni de unutmayın" dedim. Büyük ihtimalle duayıda kaptım. Sonra geldim eve pişmiş hali ile de bir kaç poz fotoğraf çektim. Yemek tarifleri beni aşar. Onu yemek bloğu düzenleyen arkadaşlarım çok güzel yapıyorlar , ellerine sağlık. Ama ben bunu, günün anlam ve önemine binaen paylaşmak istedim.

Malzemeler şöyle :

1 paket kabartma tozu
Yarım su bardağı yoğurt
100 gram margarin
2 yemek kaşığı sirke
2 yumurtanın sarısı, aklarını saklayın üzeri için gerekli
1.5 yemek kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı mahlep
1 çay bardağı zeytinyağı
Aldığı kadar un

Üzerine sürmek içinde :
Yumurta akı
Susam







Yapılışına gelince ,yumurta akı ve susam hariç diğer  malzemeleri derince bir kaba alıyoruz. Yavaş yavaş un ilave ederek yumuşak bir hamur elde ediyoruz. İstediğimiz büyüklükte halkalar yapıp, önce yumurta akına sonra susama batırıp, hafif yağlanmış tepsiye diziyoruz. 180 derecede pembiş olana kadar pişiriyoruz.
İsterseniz dışarıda satılanlar  gibi  büyük yapabilirsiniz. Ben bir kaç tane büyük , diğerlerini küçük küçük yaptım. Benim yaptıklarım çok şekilli olmadı , eminim siz daha düzgün ve güzellerini yapacaksınız. Acemi simitçinin simitleri bu  kadar olabiliyor.

                Bu vesile ile , hepinizin kandilini kutluyorum. Dualarımızı rabbim kabul etsin inşallah.


Kırmızı _ Beyaz


                                                     Fotoğraflar : Füsun T. © Her hakkı saklıdır.





Perşembe, Şubat 02, 2012

Günün duası

Hava çok soğuk. Aç ve açıkta olanlara yardım et, sabır ver . Sığınabilecekleri bir yer ihsan eyle yarabbim.. Amin


kaynak

Roka'nın faydaları


Bahçemizde  tere , maydanoz, semizotu, marul  gibi yeşillikler yetiştiriyoruz yazın. Yukarıda gördüğünüz fotoğraflar yazdan kalan görüntüler. Roka denemedik galiba. Ya da denedik de ben unuttum. Genelde salata severim .Çok fazla yeşillik yiyen birisi değilim. Yani öyle sık sık, maydanoz, roka , tere bulunmaz soframda. Yan ürün olarak kullanıyorum . Son günlerde ise  fena halde rokaya takıldım. Sık sık roka yiyorum. Salatasını  değil. Yıkıyorum rokaları bir güzel, kesmeden, doğramadan , olduğu gibi koyuyorum çukur bir kaseye,  üzerine birazcık tuz serpiyorum, bolca da limon sıkıyorum. Sonrada afiyetle yiyorum yemekle beraber.  Baktım bu isteğim sıklaşmaya başladı, demek ki dedim vücudumun buna ihtiyacı var. Sonrada merak ettim acaba nelere iyi geliyor, faydaları neler  diye. Araştırdım hemen. Turpgiller familyasından, P ve K vitamini ve mineraller açısından zengin  rokanın faydaları nelermiş.

*İdrar söktürür..
*İştah açar ve hazmı kolaylaştırır.
*Karında biriken suyu boşaltır.
*Eklem iltihaplarını giderir.
*Safrayı boşaltır , sarılığı keser.
*Karaciğer ağrısını giderir.
*Karaciğer ve dalak hastalıklarında faydalıdır.
*Kanın temizlenmesine yardımcı olur.
*Cinsel gücü artırır.
*Öksürüğe iyi gelir.

Bu faydalarının bir kısmına bizzat şahit olduğumu anladım. Madde 1 kesinlikle doğru mesela. Ve roka sayesinde sanırım karnımın şişkinliği de hafifledi. Beğendim ben rokanın faydalarını. Sık sık yemeye devam edebilirim. Bu yaz bahçeye ekilecek tohumlar sıralamasına da alabilirim hemen.

Roka nasıl ekilir acaba dersek . 

Ekilecek alan önce bellenecekmiş. Sonra da tırmıkla bir güzel , toprağın üst kısmı inceltilip düzeltilecekmiş. En güzel yaptığım işlerden birisidir bu . Çok güzel tırmık çekerim.
Sonra toprağa 20 cm. aralıklarla paralel çizgiler çekilmesi gerekiyormuş. O da kolay. Onu da yaptıktan sonra , hazırladığımız bu çizgilere tohumları 1-2 cm. aralıklarla döküp, üzerini kapatıp, hafifçe bastırıp sıkıştıracakmışız. Roka 6- 8 günde filizleniyormuş. Fakat hasat olgunluğuna erişmeleri bir ayı bulabiliyormuş.  Çok aşırı sıcak ve soğuk sevmiyormuş roka. O yüzden sıcak bölgede ağaç altlarına dikmeyi tercih etmek gerekebilirmiş.
Şubat ayından itibaren ekilebilirmiş. Bu Ankara için çok uygun bir tarih değil. Mart sonu daha iyi olabilir bence. Hatta bazen Ankara için Nisan sonunu bile bulabilir. Ah o gece don olayları yok mu Ankara'nın. Her şeyi bir anda yok edebiliyor. Ve her şart tamam olup rokalar yetişince, köklere zarar vermeden günlük tüketim kadar kesilecekmiş. Bahçe olması şart değil, balkonda saksılarda da yetiştirilebilir. Hepimize afiyet olsun.

ROKALARA BASMAYALIM LÜTFEN


Dinle küçük adam


Şu an saat 01:55 ve ben kafayı bir kitaba taktım. Üniversite yıllarımda okuduğum bir kitaba üstelik. Off, çok eskilerde kaldı o yıllar. Nereden aklıma geldi şu an bilmiyorum. Aniden "dinle küçük adam" deyiverdim. Beğendiğim hatta çok beğendiğim bir kitaptı. Bazı kitaplarımı saklarım. Bazılarını ise yer sorunundan dolayı Yardımsevenler derneğine gönderiyorum. Bu minnacık bir kitaptı. Umarım saklamışımdır.
Şimdi şeytan dürtüyor, "kalk kitabı ara" diye, melek de "sakin ol "diyor herkes uykuda. Gürültü yapamazsın. Acaba kitap hala bende mi yoksa gitti mi. Eğer bende ise sorun yok, ama verdiysem yarın bana D&R yolları göründü demektir. Hiç bir şey için evden çıkmam, çok fazla şeye de takılmam ama kitap oldu mu iş, gider alır rahatlarım.
Madem kitabı söyledim, linkini paylaşayım. Hem ben detayları hatırlarım , hem de siz de belki okumak istersiniz bu minicik kitabı.

Detaylar hakkında bilgi ve kitabı edinmek için  TIKLAYINIZ

Yorumlar için ekşi sözlük


Çarşamba, Şubat 01, 2012

"Bir KASE lezzet" içindir, sevgiler


Suluboya gül


Çiçekleri çok sevince , yapılan resimlerde genelde çiçek üzerine oluyor. Ne yapayım diye araştırırken, bir bakıyorum ya kuş seçmişim ya da çiçek. İşte bu da o seçimlerden birisi. Hatalarımı gördükçe biraz daha hırs yapıyorum bazen, daha iyisini yapayım diye. Bazen de, e hadi bu da bu kadar olsun deyip sakinleştiriyorum kendimi. İşte buda bir sürü hatası ile bana ait bir suluboya çalışma. Ne çok çalışmak lazım. Ama bugünlerde fena halde tembelim yine. Balık ruhum diplerde gezinip duruyor. Suyun yüzüne çıkınca çalışmaya hız veririm diye ümit etmekteyim. Olur bakalım ...

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...