Çarşamba, Ocak 11, 2012

Çay saati

Cafe Nohut'a sevgilerle . . 
                                                               Kurabiye Tarifi için TIK


                                                              Şarkı için TIKLAYINIZ




Füsun Aydınlık

Bu sabah bir tesadüfle Füsun Aydınlık'ı ve taşlarını keşfettim. Resim kursunda biz de bir taş boyama seansı yaptık. Çok zevkli bir iş . Öneririm deneyiniz. Akrilik boya ile gönlünüzden geçtiği gibi boyayın. Ben minik çiçekler yapmıştım. Güzel olmadı itiraf edeyim. Ama çok özgürce ve dinlendirici idi. Arkadaşlar taş toplamış bu yaz.Yakın zamanda  onları boyayacağız. Füsun hanımın taşlarını görünce bayıldım.

Bu kadar güzel yapamayız ama en azından bizlere örnek olacağı kesin. Burcum Balık . Sanırım onun etkisi ile balıklı objeleri çok seviyorum. Bu balıklarda muhteşem olmuş. Renklerin güzelliğine bakar mısınız. 
Kolye ve yüzüklerde yapmış ki, onlara da bayıldım şahsen. Taştan değil ama başka malzemelerden yapılmış buna benzer kolyelerim var. Bu tarzı çok severim. Ayrıca taşın insana enerji verdiğine de inanıyorum. 
Kaynak

Füsun hanımda balıkları seviyor sanırım. Balıklı bir çok taş boyamış. Etsy de sayfası var. Orada yaptığı ürünleri satışa sunuyor. Sizlere tanıtabilmek için fotoğrafları oradan aldım .



Kimdir Füsun Aydınlık derseniz . İstanbul'da reklamcılıkla uğraşırken emekli olmuş. Oğlu ile daha çok vakit geçirebileceği bir yer düşünmüş , büyük şehrin keşmekeşinden uzaklaşıp Ayvalık'a yerleşmiş. Ne kadar güzel bir düşünce. Oğlu ile daha çok vakit geçirebilmek isteği. Zamanı iyi kullanmak ve doya doya sevdiği ile yaşamak. Büyük şehirlerde zor oluyor gerçekten. Ve Ayvalık'ta hobi olarak taş boyamaya başlamış. Bakın kendisi neler anlatmış taşlarla ve taş boyama ile ilgili.



                    
                                                                         Kaynak


 " Sinan'ın annesi, birde reklam filmi yapımcısıyım " diyor fotokritik'teki profil yazısında. Fotoğrafta çekiyormuş. Güzel fotoğrafları da var. Seviyorum böyle üretken insanları. Bu fotoğrafını çok sevdim.


                           

Diğer fotoğraflarını görmek isterseniz TIK

Kendisi bilmeyecek olsa da , "sizi tanıdığıma memnun oldum Füsun hanım, ellerinize sağlık "diyorum. Bu güzel çalışma ile noktalıyorum.

kaynak








Salı, Ocak 10, 2012

Gölge oyunu

Gölge Oyunu geleneksel olarak hayvan derilerinden kesilerek hazırlanmış insan, hayvan, eşya gibi figürlerin bir ışık kaynağı önünde oynatılarak, gölgelerinin gerdirilmiş, beyaz bir perdeye düşürüldüğü gösteri sanatıdır.
Kaynak

Bu bilgilendirmeden sonra,  ellerle yapılan gölge oyununa güzel bir örneği paylaşacağım sizinle.


İzlemek için TIKLAYINIZ






Çay saati


EROL PARLAK / SENDEN BANA YAR OLMAZ





Pazartesi, Ocak 09, 2012

Minik fikirler

Sonunda oldu. Hangi rengi nereye koymuştum, pembe rujum nerede demekten kurtuldum. Makyaj çantamda bir sürü malzemenin içinde kaybolup gidiyorlardı. Her bir çantamda ayrı bir ruj oluyordu. Sonrada aradığım renk hangisinde diye çantaları karıştırıyordum. Aradığım rengi bulamayıp, bulduğum rengi sürmek zorunda kalıyordum.  Paşabahçe cam şekerliğin içine tüm rujlarımı hapsettim. Şeffaf olduğu için, renk bulmakta kolay oluyor. İşim bitince de, çantadan çıkarıp  kavanoza koyuyorum artık. Çantalarda ruj arama sorunsalım sona erdi. Benim gibi dağınık olanlara önerilir.

Pazar, Ocak 08, 2012

Pazar şarkısı

Ankara da hava yağmurlu ve kapalı. Bu şarkı beni birazcık olsun bu havadan uzaklaştırdı. Bir süre  hayal ettim, denizi, martıları, kumsalı. Şimdi güne başlayabilirim.

Hepinize iyi pazarlar.


Şarkı için TIKLAYINIZ

Cumartesi, Ocak 07, 2012

Eşref vakti

kaynak


Geçen gece televizyon seyretmek zorunda kaldım. Anneme eşlik etmem gerekiyordu. Bilgisayarımı aldım dizime, hem onunla sohbet , hemde nette biraz gezinti yaparken ben, annemde bir yandan televizyon seyrediyor, bir yandan benimle konuşuyor tabii. Bu arada kahvelerimizi yudumluyoruz. Ne çok işi aynı anda yapmışız. Şimdi anlatınca fark ettim. Annem nereyi açarsa ben de kulak misafiri oluyorum. Gözüm bilgisayarımda , kulağım televizyondan ve annemden gelen seste. Kanallar arasında gezerken bir yerde durdu. O da ne? Çok sevdiğim bir ses. Melihat Gülses. Çok kafiyeli oldu bu iki cümle. Baktım hangi kanal diye TRT Müzik kanalı imiş. Melihat Gülses, bir saat şahane bir konser verdi bize. Türk filmlerinin müziklerini seslendirdi. Araya filmlerden bölümlerde koymuşlar. Şarkılar muhteşem, seslendiren zaten muhteşem. Mest oldum resmen. Kendimi çok şanslı buldum o anda, konseri kaçırmadığım için. Bu yıl şans benimle olacak inşallah. Öyle hissediyorum. Melihat Gülses den sonra da takıldım kaldım tv başında. Ardından Fatih Erkoç'un bir programı başladı. Çeşitli sanatçılarla düetler yaptı. İnanın ağzım açık, hayran hayran izledim. Şimdi diyebilirsiniz ki, ne var bu kadar abartacak, neticede her yerde müzik var. Bu müzikler her zaman bulabileceğim, dinleyebileceğim türden değildi çünkü. Radyolarda sürekli aynı şarkılar çalıyor. Buradaki müzikler farklı idi. İzlemediyseniz o kanalı,ara ara açın bakın derim. Benim gibi takılıp kalacağınızı düşünüyorum,beğeneceğinizi düşünüyorum.

Müziklerin arasında Eşref Vakti adlı grupta vardı. Benim sevdiğim bir grup. Grup, Bekir Ünlüataer ve Fatih Ahıskalı tarafından kurulmuş . Bekir Ünlüataer'in sesini çok beğeniyorum . Melihat Gülses'le düetleri var. Blogda yayınlamıştım daha önce. Düetler

Eşref Vakti nin albümünde çok güzel şarkılar var. Popüler oldukları parça Tekirdağ'ın üzümü. Albümdeki şarkılardan  bir tanesi de Sezen Aksu imzalı. Yanıyom, Ölüyom. Sezen yine çok hoş bir şarkı yapmış. Klip de hoş olmuş . Şarkının sözleri şöyle.

Be kardeş şu köşeden bi rakı kap da gel.
Yüreğimdeki efkar ölümden beter.
Benimkini kaptırdım göz göre göre,
Ya bende akıl mı var? Yandık bu sefer!
 
Yanıyom, ölüyom, babama haber verin.
Seviyom , çok seviyom dostlar araya girin.
 
Oturdum da sofraya bi hava tutturdum.
Kabahat bende yari sonun da bıktırdım.
Yatacak yerim mi var benim şu dünyada?
Alıp başını gitti, kendim küstürdüm.
 
Söz - Müzik: Sezen Aksu




Sözü nerdennnn nerelere getirdim. Konu başlığım Eşref vakti idi, arada nerelere uğradım.  Zaten yeterince uzun cümleler yazdım, o sebeple Eşref Vakti için daha da uzun cümleler yazmadan,  sitelerini ziyaret etmenizi isteyeceğim.www.esrefvakti.com.tr . Diğer videolarını da izleyip, şarkılarını dinleyin derim. Tekirdağın üzümü de çok hoş bir şarkı.

Ve hepimize güzel bir hafta sonu diliyorum.

  YANIYOM ÖLÜYOM







Cuma, Ocak 06, 2012

Beyaz

Kağıtlarla süslenmiş iki beyaz obje. Güller kağıttan yapılmış ve abajura yapıştırılmış. Çok da hoş olmuş. Güllerin yapımı zor gibi görünmüyor ama nasıl yapıldı acaba ?  Güllerin  kenarında da, kağıda hafif renklendirme yapılmış sanırım. Nescafeli su ile biraz gölge verilebilir güllere . Resim kursunda kullanıyoruz nescafeli suyu, oradan biliyorum bende . Kenardaki bejimsi rengi vermek için ideal. Sevdim bu iki objeyi. Yakında yine el eme göz nuru işler yapmaya başlayacağım gibi. Görüp görüp beğeniyor ve aşka geliyorum.



kaynak

kaynak
Daha fazlasını görmek ve fikir edinmek istiyorsanız BURADA

Perşembe, Ocak 05, 2012

Günün sözü

Yaşadığım şu güne  kadar her aşamada özlü sözler okumuşumdur. Lise yıllarında defter tutup , beğendiklerimi yazmışlığım bile vardır. Her sözden bir şeyler alabiliyorum kendime.. Bazen de alıyor ve sonra unutuyorum. Dolayısı ile sık sık okumanın faydası var benim gibi çabuk unutan biri için. Başucu kitaplarım vardır benim penceremin önünde. Bir kaç kitabı birden okurum bazen. Muhakkak onların arasında başucu kitabımda durur. Aralara sıkıştırırım , okurum. Zaman zaman da değiştiririm o kitabı. Bir başka başucu kitabı yerini alır orada.  Bu aralarda başucumda duran  kitap " Hayata yön veren sözler" .
Sizinle de  paylaşırım o kitaptan sözleri. Bu sabah açtım , içinden herhangi birini okudum .İşte bu  çıktı .

"Kendinizi doğru ya da mutlu olmak arasında bir çatışma halinde bulursanız, mutlu olmayı seçin. "
TOWSEND






Minik fikirler

Benim bu yıl ki çam ağacım. Minik ama gönlümce süsleyebiliyorum. Oluklu kartondan bir kalp ve yıldız yaptım üzerine asmak için. Yıldızım parlasın, kalbim hep güzelliklerle dolsun diye. Biraz büyük oldu ama, amannn olsun dedim. "Her şey mükemmel olmak zorunda değil" anla artık bunu . Kendime böyle söylüyorum ara sıra, çünkü ben bir mükemmeliyetçiyim. Bu yaşıma kadar da bu sebepten çok çektim.


 İnternet de  bol vakit geçiren biri olarak, sürekli bir şeyler görüyorum. Sonra neyi nerede gördüğümü de unutuyorum. Unutmadan hemen bu postu hazırlayayım dedim.  İnsanoğlu çok üretken. İstekli  olması, kafaya koyması yetiyor. Bir noel ağacı gördüm. Çok da hoşuma gitti. Noel geçti ama bir sonraki noel için , çam ağacım yok diyenler için. Bakın nasıl bir noel ağacı yapmışlar. Minik bir fikir.

Burada

Çarşamba, Ocak 04, 2012

Ankara'da kar

Bazen çok istediğimiz şeyler bir anda gerçekleşiverir. İşte hayatın en güzel taraflarından birisidir bu. Yoksa çok zaman çekilmez olabiliyor hayat. 31 Aralık günü o kadar gergin, o kadar ümitsiz ve o kadar mutsuzdum ki, tam bir barut fıçısı idim. Böyle zamanlarda, sağımda  solumda dolaşmayın diye tembih ederim ev halkına. Her dokunanla, barutlardan biri patlıyordu. Evin içinde havai fişek edasında gezindim durdum akşama kadar. Akşam olunca baktım patlatacak barut da kalmadı fıçıda, ben en iyisi her şeyi kapatıp yatayım dedim. Telefon, bilgisayar , radyo üçlüsünü kapatıp girdim yatağa erkenden. Yani ben yeni yıla uyuyarak girdim. Zaten çok da önemsediğim bir olay değildir. Ben her gün yeni bir yıla girebiliyorum çünkü istersem. Çok güzel yemeklerle , çok güzel sofralar hazırlayıp, çok sevdiklerimle  kop kop yapabiliyorum istediğim zaman. Bu değil mi yeni yıla girmek.

Kar ve ben. Muhteşem ikili. Türk kahve ve ben. Bu daha da muhteşem ikili. Bu  ikisini görünce , adını duyunca beni hatırlamayan pek yoktur sanırım çevremde. Çünkü her ikisini de çok seviyorum. Kar yağdığı zaman nedense çok mutlu oluyorum. Çocuk olan ruhum iki kat çocuklaşıyor. Hoplayıp zıplıyorum resmen evin içinde.Yedi mahalle duyuyor kar yağdığını sayemde. Sosyal paylaşım sitelerinde , blogda , her yerde, her gördüğüm kişiye ilan ediyorum, bilmiyorlarmış gibi.  İşte yeni yılın ilk günü sabahı, dinlenmiş ve barutlarımdan arınmış vaziyette uyanıp perdemi açtığımda baktım ki kar yağıyor , hemde lapa lapa.


Çığlık çığlığa evin içinde dolaşmaya başladım. "Kar yağmış, kaarrrrr "diye. O kadar çok istiyordum ki yağmasını. Bir an şöyle düşündüm. İşte rabbin sana, yeni bir yıl için ilk hediyeyi verdi. Hani hediyeleşmek yeni yıl adeti ya. Demek ki dedim, bu yıl boyunca daha bir sürü hediye alacaksın yüce yaradandan. Dün gece yerlerde sürünen moral, ümitsizlik bir anda kayboldu o anda. İşte bu güzelliklerle yaşıyoruz galiba. Yoksa cidden çekilmez bu hayat. Hemen kahvaltı faslını gerçekleştirdim. Açım çünkü. Lapa lapa kar yağışını, sıcacık çayımı yudumlayarak izledim. Çayı ayrı keyifli içtim. Defalarca çay içtim. Evin her bir penceresini dolaştım, elimde ince belli çay bardağı ile. Dağlara baktım, çam ağaçlarına baktım.  Her bir pencereye ayrı koşup, her manzaranın tadını ayrı çıkarmak için uğraşıyorum. Hepsinde de içim uçuyor. Aslında gözlerime nakşediyorum, yıllar sonra göremeyeceğimi düşündüğüm bu manzarayı.  


Neden göremeyeceğimi düşünüyorum, çünkü havalar o kadar sıcak gidiyor ki, artık bir zaman sonra bu küresel ısınma nedeni ile sanırım hiç kar yağmayacak. Ankara'nın karı meşhurdu. Tabii "eskiden " demek daha doğru olacak. Geçmişte öyle karlar yağardı ki, yollar kapanır günlerce kalkmazdı kar. Okula diz boyu karda giderdik. Şimdilerde  kar yağıyor , tutuyor ve eriyor.  Böyle olunca da her anını iyi değerlendirmem gerekiyor. Kahvaltı faslından sonra, yollara düşme faslı geldi. Yüzümde kar taneciklerini hissetmeliydim. Bu arada içimin nasıl uçuştuğunu anlatamam. Yok yok  anlatayım, pır pır pır pır ediyor içim. Hemen çıkmak istiyorum dışarı, ya kar yağışı durursa. Hayalim huşu içinde sokakları dolaşıp, doya doya tadını çıkarmak. Ayaklarımın altında gıcırdayan karları hissetmek. Ellerim ayaklarım donsa da , ısınan yüreğimle yürümek, yürümek, yürümek. Gerekli giysileri kuşanıp, fotoğraf makinamı da cebime  koyup düştüm yollara. İşte bu görmüş olduğunuz kareler o anlardan bazıları. Tam istediğim gibi çekim yapamadım. Bazı sebeplerden dolayı, alelacele bir kaç kare çektim. Ve bu yürüyüşü şu şekilde tamamlayıp eve döndüm. Botlarım süet olduğu için tüm kar sularını içine çekti, çoraplarım sırılsıklam oldu. Ayak parmaklarım dondu. Şemsiye kullanmadığım için üzerimdeki kaban tüm suyu içine çekti ve ağırlaştı. Paçası uzun olan kot pantolonum, yerdeki karlarla temas ettiği için dizime kadar ıslandı. Tüm bu ıslaklığa rağmen eve döndüğümde çok mutluydum. Oysa normalde ıslanmaktan nefret ederim.   Şimdi tekrarını bekliyorum dört gözle. Daha da çok yağsın, saatlerce yağsın, günlerce kalsın diye dilekler tutuyorum içimden. Ve sanıyorum ki  bu satırlardan sonra, kar yağdığında aklınıza geleceğim bir şekilde. 
Her kar tanesi düşüşünde; benden size kucak dolusu sevgiler , selamlar var, kabul buyurunuz .  
Ve işte bir kar klasiği. Yakınlarda bulunan bir parkta, bulduğum boş alana, ayak izimle bu kocaman kalbi konduruverdim. 
Demiş ya şair "ben seni sevmenin tadını çıkarıyorum "...
Hep sevgi ile ve sevgili kalın. 







Deli Anne'ye göndermedir

Sürekli takip ettiğim bloglardan birisi de Deli Anne.  Bu postu da Deli Anne'nin bugünkü yazısına bir gönderme olarak yayınlıyorum. Sevgiler Deli Anne. Aynı dertten muzdaripiz.

TIK

Sobe

Bu bir kartopu ağacı. Bahçemizde bulunan bir ağaç. İnce ve sık dalları var. Kuşlar bunun içine gizlenmeyi çok seviyorlar. Bir ses duyar, korkarlarsa ilk saklandıkları yer bu ağaç oluyor. Kendi renkleri ile de çok uyumlu olduğu için bir nevi kamuflaj olmuş oluyor. Bazen hepsi birden bu ağaca gizleniyor, o zaman kuş ağacı diyorum ben bu ağaca. İçlerinden biri benim objektife yakalandı. Bu minik serçeler önce bir iki tane idi. Bahçeyi o kadar çok sevdiler ki, şimdi neredeyse sayıları yüzlere yaklaşıyor. Sürekli çoğalıyorlar. Bizimle de yavaş yavaş dost olmaya başladılar. Sularını koyuyoruz bir kaba ve evdeki bayat ekmeklerde onlara gidiyor. Bahçedeki börtü böceği de yiyorlar, ortam yeşil. Ohhh , gel keyfim gel vaziyetteler. O yüzden de her gün yeni bir aile oluşturuyorlar. Yakında bizi kovmasınlarda bahçeden. Ama bazen onlara sesimi yükseltmek zorunda kalıyorum. Çünkü hepsi bir ağızdan konuşuyor. Dayanılmaz bir hal alabiliyor. Yinede hepsini özledim. Yaz gelse de kavuşsak birbirimize.






Bluz dikelim

Çok pratik bir bluz yapımı.  Daha uzun dikip yazın pareo olarak kullanılabilir.


Yapılışı için TIK


Suyun gücü

Bir aracın içinde tsunamiye yakalanan kişilerin, canlı tsunami görüntüsü. Çaresizlik ne kötü bir şey.

Tsunami

.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...