Bana her gün Pazar olmasına rağmen, Pazar gününü sevmememe rağmen, Pazar sabahlarının uyku mahmurluğu ile karışık çay ve okuma saatlerini seviyorum. Özellikle ; uykuyu okumalarla mayalayıp, ikinci uykuya geçmeyi daha çok seviyorum.
Bu aralar iki edebiyat dergisi okudum. Bunlardan birisi Masa Dergi . Ağustos sayısını çok beğendim. Dergiyi daha önce okudum mu hatırlamıyorum. Eylül sayısını da alıp, olumlu fikrimi pekiştirmek istiyorum bu dergi hakkında. Bir diğer dergi ise Ot Dergi . Daha öncede birkaç kez almıştım. Çok sevdim diyemeyeceğim. Masa'yı okurken su gibi akıp gitti, ama Ot'un yeşillikleri boğazıma tıkandı. Derginin sağ üst köşesinde "maksat yeşillik olsun " diyen bir inek var da . İki dergi içerik açışından birbirinin benzeri. Bir yazar / şair / sanatçı belirleyip, onun üzerinden ilerleyen bir şablon oluşturmuşlar. İnsan farklı şeyler görmek istiyor. İki benzer dergi benim için fazla, o yüzden ben şimdilik Masa ile yoluma devam etmeye karar verdim. Ot dergisini sevenlere sevgilerimle. Amacım ahkam kesmek değil , sadece kişisel fikrimi beyan etmektir.
Şimdide biraz dertleşmek istiyorum sizinle.
Dergi okurken bir reklama gözüm, aklım takıldı. İSTANBUL COMİCS & ART FESTIVAL reklamı. Bu yabancı kelime / dil hayranlığımızı anlamadım, anlayamıyorum, sanırım anlamakta istemiyorum. Hatta anlamayacağım. İstanbul çizgi roman ve sanat festivali mi demek istiyorlar ? Neden Türkçe söylemiyorlar. Neden Türkçe yazmıyorlar. Festivale katılanlar yabancı mı ? Öyle bile olsa bu festival kimlere yapılıyor, incilizlere mi ( Türk olmakla İngiliz olmak arasında kalanlar ) . Adının, içeriğinin Türkçe yazılması festivale katılım oranını değiştirir mi ?
İCAF adı altında bir web sayfaları var. "İstanbul Comics and Art Festival, kamusal alan yerleştirmeleri, çizgi roman ve illüstrasyon stand* ve sergileri, atölye programları, seminerler ve sanatçı konuşmalarını içeren, şehir, çizgi dünyası ve farklı sanat disiplinleri üzerinden yaratıcı deneyim alanları sunan bir açık hava festivalidir." diyor sayfanın başında. (*Stand değil stant olmalı o kelime. ) İşte o kadar karman çorman oldu ki Türkçe'miz , iki dili karıştırıp cümle kuruyoruz. Onu da yanlış kuruyoruz. Site içinde daha başka yanlışlarda var. Ben çok üzülüyorum ve benim en büyük takıntılarımdan birisi bu. Kendi ülkemde bambaşka bir dilde yazılara maruz kalıyorum. Birçoğunu anlamıyorum. Anlamak zorunda da değilim. Bana hizmet veriyorsan , verdiğin hizmetin adını Türkçe yaz lütfen. Avukatlık bürosu bile yabancı dilde yazmış ne iş yaptığını. Memleketimize yerleşen yabancılar gözümüze batıyor da bu yabancı dil sevdası batmıyor sanırım pek çoğumuza. Lokantalarımızın, çay/kahve mekanlarımızın adları hep yabancı. Ne yiyeceğime karar verirken menüdeki isimlerin kendi dilimde olmasını istiyorum. Çok şey mi istiyorum ben acaba ?. Ulus'ta ara sokaklarda dolaşırken karşıma bir tabela çıkmıştı .İçeri girip sahibini tebrik etmek istemiştim ama yapamadım. Özetle, dilimize sevginin ve adı Türkçe olan çay/ kahve evlerinin çoğalmasını diliyorum.
Pazar, Eylül 02, 2018
Pazar, Ağustos 19, 2018
Günaydın
Sevdiğiniz insanlardan gelen "günaydın" ve "iyi geceler " mesajları, serotonin seviyemizi artıyor ve böylelikle mutlu olmamıza yardımcı oluyormuş. Ben de bu yazıya gülümseyen bir yüzle, günaydın başlığı ile başlamak istedim ama günün hangi saatinde okuyacaksınız acaba ?. O yüzden hepinize benden, yürekten bir "merhaba" olsun. Aklıma "merhaba dünyalı biz dostuz" klişe cümlesi geldi böyle yazınca. İnanabilir miyiz dersiniz, karşımıza bir uzaylı çıksa ve bize dost olduğunu söylese ? Ama inanın ben dostça ve sevgiyle sundum size "merhaba"mı.
Şimdi söyleyeceğim şeye ise inanacaksınız , Bodrum'a yolculuk yapan bir arkadaşım, mola verdiği tesiste yiyecek kuyruğunu aşıp bir şey alamamış. Yemekten vazgeçip yola devam etmişler. Bodrum'da marketlerde yiyecek stokları azalmış. Raflarda tek tük ürün varmış. Migros günde üç kez rafları dolduruyormuş. Gecelere akan dostların instagram görüntülerine baktım da dün, dans ederken elleri kolları birbirine çarpıyor. Metrekareye kaç kişi düşüyor şu an acaba ? Berna Laçin bir yazısında , yiyecek stoğunu yapıp, tatilciler gidene kadar eve kapanacağını yazıyordu. Bodrum'da sürekli yaşayanlar için zor bir dokuz gün. Allah yardımcıları olsun. Ankara ise bomboş, bütün yiyecekler bizim , yollar bizim , sessizlik hakim sokaklara. Huzurlu yani. Tatilcilere iyi tatiller, bol bol fotoğraf paylaşın , bizde güzellikleri keşfedelim sizinle.
Fotoğraf deyince aklıma geldi, fotoğraf sanatçısı Irenaeus Herok 'un bir fotoğrafı çok hoşuma gitti. Görün istedim. Takip etmek isterseniz İNSTAGRAM ve http://www.iherok.com/
| IRENAEUS HEROK |
Azalan ağaçlar gibi, sperm sayıları da yüzde elli azalmış. Yok olan doğaya eş olarak, yok olan üreme. Gelecek elli yılda sperm hücrelerinin tamamen yok olacağına dair bilimsel çalışmalar var diyorlar. Rahmetli anneannem eski kitaplardan okuduğu şeyleri aktarırdı bize ve kıyamete yakın erkek çocuk doğmayacağını söylerdi. Acaba bu söylediği ile yapılan bilimsel çalışmalara bir gönderme yapabilir miyiz ?. Acaba asıl söylemek istediği bu muydu? Üremenin bitmesi. Sperm sayısının azalmasının bir sürü sebebi var tıbbi olarak, ben ise bir başka sebep söyleyeceğim, tamamen kendi görüşüm. Korumacı anneler ve erkeği kendileri ile eşitlemeye çalışan eşler dolayısı ile erkek çocuklar/erkekler hormonal özelliklerini kaybediyor gibi geliyor bana. Kadın _ Erkek fazla birbirine benzemeye başladı yeni kuşakta deyip noktalıyorum. Neticede sohbet ediyoruz şuracıkta ama fazla da ahkam kesmeyeyim bilmediğim konuda.
Eskiden Pazar Şarkıları diye yayınlar yapardım. Bir yavaşlama dönemi yaşıyorum sanırım. Eskisi kadar ilgilenemiyorum pek çok şeyle. Bir de yaz ayları o kadar hızlı ve dışarıda geçiyor ki, zaman yetmiyor. Şuracığa bir Pazar müziği iliştiriyorum. Bir soundtrack . Besteci Abel Korzeniowski . Film; yönetmenliğini Madonna'nın yaptığı W.E. Ben filmi izlemedim. İzleyen varsa fikrini alırım. Müziği ise takip ettiğim bir instagram üyesinde duyup sevdim ve listeme ekledim.
W. / E. Soundtrack - 01 - Charms - Abel Korzeniowski
İyi pazarlar, huzurlu tatiller ve iyi bayramlar dilerim okuyan herkese.
Salı, Haziran 26, 2018
Çarşamba, Mayıs 30, 2018
Ne pişirsem
Yaz, kış, ramazan, bayram demeden hemen her gün bu sorunla boğuşur , yemeğini kendi pişiren kadınlar hatta erkekler. Yemek pişirmekten ziyade " ne pişirsem " dir sorun. Adı konmuş, malzemesi hazır yemeği pişirmek zor değildir. Zor olan ne pişeceğine karar vermektir daima. Tadı güzel, görüntüsü etkileyici , doyurucu, kolay ve ucuz reçeteler ararız çok zaman. Anadan , atadan öğrenilenler yapılır genelde. Bazen de değişik tatlar ararız. Ben estetik kısmını da severim pişen yemeğin. Bir iki dokunuşla en basit makarna bile başkalaşır masaya konduğunda mesela. Masayı hazırlarken de birazcık özendiğiniz zaman ziyafet sofrası kıvamına bile ulaşabilirsiniz sadece makarna ile.
Peki ne pişirelim ? Tarif için fotoğrafların üzerine tıklayınız.
Pazar, Mayıs 06, 2018
Ondan Bundan Şundan
Dayatmalar, diretmeler, yönlendirmelerle geçip giden hayata dönüp baktığımda , ne kadar yanlış yapmışım yaşamamakla diyorum. Kaçımız gerçekten yaşıyoruz ? Yaşamak nedir ? Sadece nefes almaktan mı ibaret, ki onu da düzgün alamıyoruz. Sürekli beynimize işlenen; onu yeme, bunu içme, orda durma, bunu giyme yönlendirmeleri ile sağlıklı kalmaya çalışmaktan , yaşamaya zaman bulamıyoruz. Akışına bırak. Yaşamak geç öğrenilen bir şey. Öğrenir öğrenmez yaşamaya başlamak lazım ki kalan ömrün keyfini çıkarabilelim. Ne demiş Ara Güler ; yaşam size verilmiş boş bir film, her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın. Kendisi; doldurulan o film karelerini en iyi görüntüleyen kişilerdendir , hürmetle.
Yukarıdaki satırları nereye mi bağlayacağım ? Bir yönlendirmeye. Bulmacaya. Beynimizin sağlıklı kalması için bulmaca çözmek lazım deniyor. Gerçi son okuduğuma göre bazıları da bunun hiçbir işe yaramadığını söylüyor. Ben bulmacayı beyin sağlığından çok, zevk için çözmeyi seviyorum. Üniversite yıllarında, Pazar günleri Cumhuriyet gazetesinin dergi ekinde , büyük bulmaca olurdu. Çok zor bir bulmacaydı. Yanıma ansiklopedi ve sözlük alır öyle çözerdim. En büyük zevkimdi. Şimdilerde gazete okumadığım için online bulmaca çözüyorum. Seversiniz belki sizde . Bir iki örnek
*TIKTIK
*TIKTIK
Bill Gates, "hayattaki en büyük pişmanlığım üniversite yıllarımdaki asosyalliğim, keşke ders çalışmak dışında bir şeyler yapıp, daha çok insan tanısaydım" demiş. Dedim ya, yaşamak geç öğreniliyor. Bazen gençlere, "elinizdeki teknolojik cihazları bırakıp yaşamayı öğrenin" demek istiyorum ama bakıyorum benim elimde de bir teknolojik cihaz. Eskiden yaşanıyormuş. Şimdiyse dünyadan hızlıca gelip geçiyoruz.
Çocuklar dünyadaki bu hızlı geliş geçişe en kolay uyum sağlayanlar. Apartmanımızda yaşayan 8 yaşındaki Arda ile sohbet ettim geçen gün. Arda piyano öğrencisi. Ona şöyle dedim :
_ Evet, piyano çalıyorsun, öğrenim görüyorsun ama ne olmak istiyorsun ?
Cevap şöyle;
_ Ben aslında oyuncakçı olmak istiyorum yada youtuber olmak istiyorum. Belki ikisini de olabilirim.
Çocuk aklı, çocuk haklı. Çağın yeni mesleği youtuber'lık .
Mesela ; çocuk youtuber Ryan, altı yaşında ve 2017 yılı kazancı 11 milyon dolar. Üç yaşında bu işe başlamış. Ekonomi dergisi Forbes , You Tube' un en çok kazanan sekizinci kişisi olduğunu ilan etmiş. Ne yaparak kazanıyor bu parayı ? Oyuncakları ile oynarken ve oyuncakları hakkında yorum yaparken çekilen videoları ile. TIKTIK
Hızla gelip geçerken hayat , eskilere daha çok özlem duymama sebep oluyor. 60 lı yılların çocuğu olarak yaşamış olmaktan son derece mutluyum. O günlerin bana kattığı şeyleri seviyorum. Benim ruhum eskici evet ama, o yılların pek çok şeyinin, şimdiyle kıyaslandığında çok daha güzel olduğunu, bizim kuşaktan bir çok kişi onaylayacaktır eminim. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla bu konu üzerinde sohbet ederken, bana İbrahim Sadri'nin Kuş Hatıraları adlı şiirinden söz etti . Dinledik birlikte. Ağladım. Duygulandım. Mutlu da oldum o günlerin has duygularını yeniden hissederek. Dinlemenizi isterim . TIKTIK
| kaynak |
*TIKTIK
*TIKTIK
Bill Gates, "hayattaki en büyük pişmanlığım üniversite yıllarımdaki asosyalliğim, keşke ders çalışmak dışında bir şeyler yapıp, daha çok insan tanısaydım" demiş. Dedim ya, yaşamak geç öğreniliyor. Bazen gençlere, "elinizdeki teknolojik cihazları bırakıp yaşamayı öğrenin" demek istiyorum ama bakıyorum benim elimde de bir teknolojik cihaz. Eskiden yaşanıyormuş. Şimdiyse dünyadan hızlıca gelip geçiyoruz.
Çocuklar dünyadaki bu hızlı geliş geçişe en kolay uyum sağlayanlar. Apartmanımızda yaşayan 8 yaşındaki Arda ile sohbet ettim geçen gün. Arda piyano öğrencisi. Ona şöyle dedim :
_ Evet, piyano çalıyorsun, öğrenim görüyorsun ama ne olmak istiyorsun ?
Cevap şöyle;
_ Ben aslında oyuncakçı olmak istiyorum yada youtuber olmak istiyorum. Belki ikisini de olabilirim.
Çocuk aklı, çocuk haklı. Çağın yeni mesleği youtuber'lık .
Mesela ; çocuk youtuber Ryan, altı yaşında ve 2017 yılı kazancı 11 milyon dolar. Üç yaşında bu işe başlamış. Ekonomi dergisi Forbes , You Tube' un en çok kazanan sekizinci kişisi olduğunu ilan etmiş. Ne yaparak kazanıyor bu parayı ? Oyuncakları ile oynarken ve oyuncakları hakkında yorum yaparken çekilen videoları ile. TIKTIK
Hızla gelip geçerken hayat , eskilere daha çok özlem duymama sebep oluyor. 60 lı yılların çocuğu olarak yaşamış olmaktan son derece mutluyum. O günlerin bana kattığı şeyleri seviyorum. Benim ruhum eskici evet ama, o yılların pek çok şeyinin, şimdiyle kıyaslandığında çok daha güzel olduğunu, bizim kuşaktan bir çok kişi onaylayacaktır eminim. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla bu konu üzerinde sohbet ederken, bana İbrahim Sadri'nin Kuş Hatıraları adlı şiirinden söz etti . Dinledik birlikte. Ağladım. Duygulandım. Mutlu da oldum o günlerin has duygularını yeniden hissederek. Dinlemenizi isterim . TIKTIK
Bu şiirin üzerine daha fazla yazılmaz. Selam olsun kuşağımdan olanlara .
Cuma, Nisan 13, 2018
Orhan Veli Kanık
Bugün Orhan Veli Kanık' ın 104. yaş günü kutlanıyor. Google Doodle Türkiye için bugünü Orhan Veli'ye ayırmış. Google'ın bu doodle'larına hayranım. Pek çoğunu çok sevdim ama bugünküne ayrı hayran oldum. Bunu çizen kim diye araştırınca Cynthia Yuan Cheng adıyla tanıştım. Ellerine sağlık, Orhan Veli ancak bu kadar güzel resmedilebilirdi. Heyecandan Yuan'ın sayfasını tam inceleyemeden hemen sizinle paylaşmak istedim. Sizde keşfetmek isterseniz TIK
Ve bugünün doodle'ının taslaklarını görmek isterseniz bir tık da buraya TIK
Bende google doodle'larını seviyorum arşive bir göz atayım derseniz buraya bir tık TIK
Orhan Veli'nin dilime pelesenk olan şiirini paylaşarak kutlamak istiyorum bende doğum gününü. İyi ki bu dünyadan geçerken bizlere bu eserleri bırakmışsın , kutlu olsun dünyaya gelişin.
Ve bugünün doodle'ının taslaklarını görmek isterseniz bir tık da buraya TIK
Bende google doodle'larını seviyorum arşive bir göz atayım derseniz buraya bir tık TIK
Orhan Veli'nin dilime pelesenk olan şiirini paylaşarak kutlamak istiyorum bende doğum gününü. İyi ki bu dünyadan geçerken bizlere bu eserleri bırakmışsın , kutlu olsun dünyaya gelişin.
İstanbul Türküsü
İstanbul'da Boğaziçi'ndeyim,
Bir fakir Orhan Veli'yim;
Veli'nin oğluyum,
Tarifsiz kederler içinde.
Urumelihisarı'na oturmuşum;
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum;
"İstanbulun mermer taşları;
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;
Gözlerimden boşanır hicran yaşları;
Edalı'm,
Senin yüzünden bu halim."
"İstanbulun orta yeri sinama;
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
El konuşur, sevişirmiş; bana ne?
Sevdalı'm,
Boynuna vebalim!"
İstanbul'da, Boğaziçi'ndeyim;
Bir fakir Orhan Veli;
Veli'nin oğlu;
Tarifsiz kederler içindeyim.
Çarşamba, Nisan 04, 2018
Kıssadan Hisse
Embed from Getty Images
İki keşiş yolda giderlerken, bir su birikintisinden karşıya geçmek için bekleyen genç bir kadını görürler. Keşişlerden biri, genç kadını kucaklar ve suyun öteki tarafına geçirir. Diğer keşiş arkadaşının bu davranışını başka bir biçimde yorumlar ve hiç de hoş karşılamaz. Yaklaşık bir kilometre sonra kendini daha fazla tutamaz ve arkadaşına bu davranışının yanlış olduğunu anlatmak ister:
_ "Böyle bir şeyi nasıl yapabildin, biz keşişiz, bırak bir kadını kucaklayıp karşıya geçirmek, onlara bakmamız bile yasaktır” der.
Öteki keşiş, arkadaşına şöyle cevap verir:
_ "Ben o genç kadını bir kilometre geride bıraktım, sen ise onu hala taşıyorsun" .
Söz uçar yazı kalır. Bu yazıdan herkes kendi payına düşeni alır.
Pazar, Nisan 01, 2018
Pazar şarkısı
Mutlu bir pazar günü olsun hepimize, benim için bu cümledeki mutluluk , keyfi bol ve sağlıklı geçecek bir gün yaşamak demek. Hayaller böyle de bakalım şansımıza ne çıkacak, yaşayıp görelim.
Baharla birlikte doğa canlanırken müzik piyasası da canlanmaya başladı. Yaza hangi şarkılar popüler olacak telaşında müzisyenler. Ben sevdim bu şarkıyı mesela , Kimler Gelmiş / Nazan Öncel ve Manuş Baba birlikte seslendiriyor. Nazan Öncel'i severek dinlerim , sözleri güzeldir. Durum şarkıları adlı Son albümde; şarkıları iyi ama sesinde düşüş var, heyecan yaratmıyor, sesiyle ilgili bir sorun var diyordu dünkü gazetede Naim Dilmener. Albümün tümünü dinlemedim ama tanıtımını dinledim ,bana da öyle geldi. Ben klibi çok sevdim. Çizgi romanlardan sonra, çizgi klipler mi moda olacak acaba ?
Klip demişken , Yıldız Tilbe nin Kış Gülleri şarkısının klibi hakkında ne düşünüyorsunuz ? Ben bir anlam veremedim. Şarkıyı da pek sevemedim. İnsanlar ne kadar dikkatli ; klibin 3.39 unda Yıldız Tilbe'nin orta parmağındaki tırnak yok olmuş. Nejat İşler'in saçlarına takılmış diyor bir yorumcu. Gerçekten de tırnak yok olmuş.
Artık şarkıların beğenilme ve dinlenme oranları albüm satışları üzerinden değil, spotify, youtube vbg kaynaklardan ne kadar dinlendiği , indirildiği ile belirleniyor.
Bir liste yapacak olursak, 2018 de en çok dinlenenler arasında şu şarkılar var.
- Öyle Kolaysa / Mabel Matiz
- Ne münasebet / Derya Uluğ
- Beni İyi Sanıyorlar / Oğuzhan Koç
- Hatıran Yeter / Zakkum
- Hadi Gel / İrem Derici
- Aşk Kovulmaz / Mustafa Sandal
- Gizli Aşk / Feride Hilal Akın _ Hakan Tunçbilek
- Yorma / Bengü _ Doğukan Medetoğlu
- Kalakaldın mı ? / Fettah Can
- Kal Benim İçin / Pamela Spence
Gelelim benim favori şarkıma . Çok eski bir şarkıyı yeniden seslendirmiş Pamela Spence ve bence güzel olmuş, güzel yorumlamış.
Cuma, Mart 30, 2018
Bahar Geldi
BAHAR GELDİ
İşte yine bahar geldi, tabiat uykudan uyanacak
Kuşlar yuvalarından çıkıyorlar cıvıldaşarak
Tomurcuklar yırtarak kabuğunu, etrafı gözlüyorlar
Henüz erken, çıkmasak mı diye tereddüt ediyorlar
Yağmurlar başladı yağmaya, karlar yerine
Diğer mevsimlerde güzel ama bahar uymaz hiçbirine
Her şey taptaze, pırıl pırıl, insanın içi açılıyor
Etrafınıza çeşit çeşit güzel kokular saçılıyor
Sular çağıldıyorlar, şarkı söylercesine derelerde
Otlar fışkırmışlar bizde buradayız dercesine her yerde
Böcekler çıkmışlar bir kış geçirdikleri yuvalarından
Çok hareketliler, sevinçleri belli tavırlarından
Rabbim elem keder vermesin, geçsin mevsimler peşpeşe
Doya doya yaşayalım , günlerimiz geçsin pür neş'e
Tabiatı koruyalım, güzellikler artsın her sene
Bu topraklar bizim topraklar, sakın bana ne deme .
7 / Şubat / 2015
Yaşar T. *
Ankara
* Babam olur kendisi. 70 yaşından sonra şiir yazmaya başladı. 300 den fazla şiiri var. Eşe dosta hatıra olarak dağıtmak için iki kitap bastırdı. Halen yazmaya devam ediyor . Fotoğraflarda görmüş olduğunuz bahçe de kendisi tarafından dizayn edilmiştir.
İşte yine bahar geldi, tabiat uykudan uyanacak
Kuşlar yuvalarından çıkıyorlar cıvıldaşarak
Tomurcuklar yırtarak kabuğunu, etrafı gözlüyorlar
Henüz erken, çıkmasak mı diye tereddüt ediyorlar
Yağmurlar başladı yağmaya, karlar yerine
Diğer mevsimlerde güzel ama bahar uymaz hiçbirine
Her şey taptaze, pırıl pırıl, insanın içi açılıyor
Etrafınıza çeşit çeşit güzel kokular saçılıyor
Sular çağıldıyorlar, şarkı söylercesine derelerde
Otlar fışkırmışlar bizde buradayız dercesine her yerde
Böcekler çıkmışlar bir kış geçirdikleri yuvalarından
Çok hareketliler, sevinçleri belli tavırlarından
Rabbim elem keder vermesin, geçsin mevsimler peşpeşe
Doya doya yaşayalım , günlerimiz geçsin pür neş'e
Tabiatı koruyalım, güzellikler artsın her sene
Bu topraklar bizim topraklar, sakın bana ne deme .
7 / Şubat / 2015
Yaşar T. *
Ankara
* Babam olur kendisi. 70 yaşından sonra şiir yazmaya başladı. 300 den fazla şiiri var. Eşe dosta hatıra olarak dağıtmak için iki kitap bastırdı. Halen yazmaya devam ediyor . Fotoğraflarda görmüş olduğunuz bahçe de kendisi tarafından dizayn edilmiştir.
Cumartesi, Mart 24, 2018
Radio Taiso
Yaşama ayak uydurmak için kendinizi sürekli güncellemek zorundasınız. Yoksa bir anda çok uzağa düşebiliyorsunuz. Öyle bir çağdayız işte. Ve, yaşama yüksek kalitede devam edebilmek için sürekli hareket halinde kalmalısınız. Bir kez durdunuz mu devam etmek güçleşiyor. Hastalıklar durgun vücutları çok seviyor. O yüzden ne demişler , harekette bereket vardır.
İkigaı adı kitabı okurken öğrendiğim , henüz uygulamaya geçmediğim , en kısa sürede sabah programıma dahil edeceğim hareketler zincirini siz de bilin istedim. Radio Taiso . Vücudun esnekliğini artırmaya yönelik bir egzersiz programı. Özelliği şu, bir radyo kanalından her gün belli saatte çalan, Radio Taiso müziği eşliğinde yapılıyor bu hareketler. İlk olarak Amerika'da bir radyo kanalında yayınlanmaya başlamış. Pek rağbet görmemiş ve öylece kalmış. Daha sonra 1928 yılında Japonya'da imparator Hirohito'nun taç giyme töreninde kutlama amacıyla başlamış bu akım. Japonlar sevmiş bu uygulamayı. Sonrasında topluca yapmaya başlamışlar. Hatta bir mecburiyet halini almış. Şimdilerde o mecburiyet yerini tercihe bıraksa da, bazı okullarda, iş yerlerinde toplu halde halen uygulanmaktaymış. Hareketleri yapmak için belirli bir mekan yada alet gerekmiyor olması oldukça cazip. Kulağınızda müzik olduğu sürece her yerde uygulayabilirsiniz. Japonya'da 100 yaş üzeri ve mutlu insanların çokça bulunmasının sebeplerinden birinin de bu tür egzersizler olduğu söyleniyor İkigai adlı kitapta.
Sabahları ev halkı uyandığında hep birlikte uygulamak istersiniz belki diye size , şuracığa videolarını yerleştiriyorum. Gerisi size kalmış.
İlle ayakta yapmanız gerekmiyor. Yaşınız uygun değilse , ayakta duramıyorsanız, engeliniz varsa oturduğunuz yerde de yapabiliyorsunuz. TIKTIK
Pazartesi, Mart 12, 2018
Ondan bundan şundan
" Hiçbir şey göründüğü gibi değildir "
Çağ ilerledikçe, teknoloji geliştikçe, bilgi arttıkça sapıklık çoğalıyor mu ? Yoksa yıllardır aynı oranda var olan sapıklıkları duyma/duyurma imkanı arttığı için mi fazlalaşmış gibi algılıyoruz ? Kişisel gelişimi yanlış anlayarak, "her şeye hakkım var, istediğimi yapmakta özgürüm, içinden gelen sesi dinle " kısmını fazla mı abartarak geliştik acaba ?
Haberleri olmadan yüzlerce kadının soyunma odası görüntülerini hackleyip , internet ortamında servis edince, yakalanmış İsrailli hacker. Kadın iç çamaşırı ve mayo satan popüler bir mağazanın soyunma kabini görüntülerini hacklemiş. Kim daha sapık ? Mağazanın soyunma kabinine kamera koyan mağaza sahibimi, yoksa hacker mı ? Soyunma kabinlerini kullanırken bir kez daha düşünmek lazım galiba ? Ne çekti kadınlar şu dünya da be, ne çektiii...Selam olsun Vasfiye teyzeye .
Vasfiye teyzeye selam verince, Gülse Birsel'in yeni dizisi jet sosyeteye bir kaç sözcükte ben etmezsem eksik kalırım. Dizi yayına girdiği andan itibaren olumsuz eleştiriler başladı. Millet olarak ortamız hiç yok maşallah, ya baş tacı ederiz ya yerden yere vururuz. Açıkçası bende dizi başladığında biraz hayal kırıklığına uğrayıp, "olmamış" diye eleştirenlerdenim. Ama hala izliyor ve bir şans veriyorum diziye. Ve sanırım dizi dördüncü bölümle birlikte oturmaya başlıyor. Gülse Birsel zeki bir kadın, son bölümde o da bir cümleyle bizi yerden yere vurmuş bana göre. En çok o cümle güldürdü beni dünkü bölümde. Safiye karakteri ve diğer tiplemeler aşırı şiveli konuştukları için eleştiriliyordu izleyici tarafından. Gülse'de bunu, ayakkabı satıcısının ağzından Safiye'ye duyurup, dalgasını geçiyor bizimle. İzlemek isterseniz TIK
Eskiden adabımuaşeret kuralları vardı. Kitabını alıp okumuşluğum vardır. Okullarda da öğretilirdi bazı muaşeret kuralları. Birkaç tanesini söyleyeyim size mesela.
*Telefonla arama/mesajlaşma yapacağınız kişiyi , 09:00 – 22:00 saatleri arası arayabilirsiniz. Cumartesi öğlene kadar, Pazar günü tam gün aranmaz.
*Merdivenden çıkarken bayan önde, inerken bayan arkada olur. Nezakettir, düşerse falan erkek onu tutar.
*Yemekten kalkma teklifi önce bayandan gelmelidir.
*Doktor muayenesinde bekleyenleri, sonradan gelenler selamlar. Hatta bir "geçmiş olsun" dilemek kibarca olur.
*Birisine takdim edildiğinizde yada tanıştırıldığınızda mutlaka ayağa kalkılır.
*Günlük hayatta, yeri geldiğinde cömertçe, "Lütfen" ve "Teşekkür ederim" demeyi unutmayın
ve
*Birisi size mesaj yazıp hal hatır sorduğunda yada bir şey sorduğunda olabildiğince kısa sürede ona cevap yazılır. Cevap vermemeniz , onunla hiçbir şekilde konuşmak istemediğiniz anlamına gelir ki , o kişi de bir daha sizi aramaz.
Fenomen olmak son yılların popüler mesleği haline geldi. Nedenini niçinini sosyolog ve psikologların incelemesine bırakıyorum ama şu bir gerçek ki çok kişi bu işin peşinde. Amerika'da 26 yaşında bir instagram kullanıcısı kadın, fenomen olabilmek için 10 bin dolar harcayıp borçlanmış. Gösterişli bir hayat tarzı sunmak istemiş takipçilerine ve bunun için bol bol harcama yapmış. Ne yazık ki fenomen olamamış. Fakat adı, borç batağına düştüğü için basında yer almış, o kadar. Fenomen olmak için hani şu star ışığı dedikleri şeyden olması lazım biraz. Bir fenomenin yaptığının aynısını da yapsanız , o ışık yoksa nafile. Ne der Tarkan'ın Şıkıdım şarkısında " Başkası olma kendin ol , böyle çok daha güzelsin ". Bu fenomenlik yarışı ve sevdasında tek üzülüp kızdığım şey , çocukların kullanılması. İzin aldın mı çocuğundan bunu yaparken ? Büyüyünce ne diyecek ? Ruhsal durumuna etkisi ne olacak ? Vardır bir bildikleri herhalde, ben dert etmeyeyim .
İnstagram demişken, benim de çekip paylaştığım bir çok fotoğraf gibi, gördüğünüz çoğu fotoğrafta da "hiçbir şey göründüğü gibi değil" . Birçok fotoğrafın perde arkası farklı. Buyurun fotoğrafa.
| kaynak |
Ne demiştik ;
" Hiçbir şey göründüğü gibi değildir "
Pazartesi, Şubat 26, 2018
ikigai
Bir önceki yazımda belirtmiştim, uzun yaşam hedefli biri olmasam da uzun yaşam sırlarını okuyorum diye. Yine öyle yaptım ve Ikigai adlı kitabı okudum. Kitap bitti ama ben ikigaimi bulamadım ne yazık ki. Kitap sonundaki kararım ise, "hadi gel köyümüze geri dönelim" oldu. Az stres, bol taze yiyecek, doğa ile iç içe olmak ve sıkı arkadaşlıklar. Hepsi var bizim köyde (ilçede) . Bir zamanlar bizim köydeki havuzda Kleopatra'nın süt banyosu yaptığı , imparatoriçe Julia Domna'nın bizim köy civarında salına salına gezindiği , kraliçe Zenobia'nın güzelliğini bizim köyde bulunan bir taştan aldığı rivayet edilir. Bizim köyün kızları güzeldir, havası da güzeldir ve 90 yaş üzeri yaşayanları çoktur . Annem anlatırdı, Kleopatra hastalanmış, havası güzel diye bizim oralara gelmiş, epeyce bir konaklamış, iyileşince de "geçti Bor'un pazarı sür eşeği Niğde'ye" demiş. Tabii olayın aslı bu değil ama temiz Bor havası alan Kleopatra'nın şifa bulduğu gibi bir söylenti mevcut. Daha ne duruyorum ki !
Kitaptan birkaç not aldım. Paylaşayım sizlerle .
Yaşamdaki mutluluğun ana şartları: Yapacak bir şey, sevecek biri ve umut edecek bir şey. Washington Burnap böyle buyurmuş.
88 yaşındaki Yuki ise demiş ki;
Yiyerek uzun zaman yaşayamazsın, işin sırrı gülümsemek ve iyi zaman geçirmektir.
Anacığım her şeyden yiyeceksin az yiyeceksin derdi. Hayat felsefesini buna göre kurmak gerek aslında. Her şeyin aşırısı zarar. Stresinde, hareketinde, paranın da , sefanın da , cefanın da. Uzun yaşayanların sırrı diye nitelenen şeyde buna yakın. Azlık, dinginlik ve varılacak hedef. Ve bunları yapabilmek , bedeni zinde tutabilmek için öncelikle zihnin zinde olması lazım ki, bu da her gün yeni bir şey öğrenmeyle mümkün diyorlar. Yaşım ilerledi deyip köşeye çekilmek yok. Hayata dahil ol.
İster uzun yaşayın ister kısa yaşayın, yeter ki yaşayın.! Yaşamak gerçek bir sanat. Kaçımız yaşıyoruz acaba ? Ben tam anlamıyla yaşamıyorum şahsen. Mesela sürekli gelecek kaygısı duyuyorum, bazen geçmişimle hesaplaşıyorum, şimdiki zamanım ise çoğunlukla kahve saatlerim , ki geleceğe kafa yormadığım, en mutlu olduğum saatler.
Albert Einstein der ki ;
"Mutlu bir adam , o andan o kadar memnundur ki , geleceğe kafa yormaz" .
Formülü vermiş. Alıp kullanmak bize kalmış. An'da mutlu olabildiğiniz saatleriniz bol olsun.
Çarşamba, Şubat 14, 2018
Ondan bundan şundan
Embed from Getty Images
Uzun yaşamayı hedef alan biri değilim, ayrıca tamamen kaderciyim , bir şey fark ettim , tüm bunlara rağmen uzun yaşamanın sırları yazılarını daima okuyorum. Okuduklarımın hepsi farklı formüller sunuyor. Kimi yoğurt yedim böyle oldu diyor, kimi yulaf yiyerek uzun yaşıyor, kimi salça yiyerek. Kendi gözlemlerim şöyle; fazla abur cubur yemeden, sağlıklı gıdalar yiyerek, bol hareket ederek, sigaradan uzak durarak, uzun değil ama daha sağlıklı yaşayabiliyor insan. Adrenalinin de insanın fiziksel olarak daha genç görünmesine yardımcı olduğunu düşünüyorum. 109 yaşındaki bir teyzem ise uzun yaşamanın sırrının, erkeklerden uzak durmakta olduğunu söylemiş. Yorumsuz. Var mı sizin bir yorumunuz ?
Elon Musk , küresel internet için düğmeye bastı.
Hükumet düğmeye bastı, indirim geliyor.
Fenerbahçe transfer için düğmeye bastı.
Ankara düğmeye bastı.
Bu sabah haberlerde söylüyordu, Adalet bakanlığı da düğmeye basmış. Nasıl bir düğme bu diye merakım artmaya başladı. Şu görünen gibi bir düğmemi acaba. Denemek ister misiniz. Basın sizde düğmeye . TIK.
2018 yılının günlük harcama miktarına göre en pahalı tatil kenti araştırmasında, Türkiye'den üç şehirde yer almış. 100 şehirlik listede ilk on şöyle;
Oslo/ Norveç
Londra/ İngiltere
İbiza / İspanya
Dublin/ İrlanda
Zürih / İsviçre
Los Angeles / Amerika
Venedik / İtalya
Amsterdam / Hollanda
Kopenhag/ Danimarka
Newyork / Amerika
Türkiye'den ise ; İstanbul, Marmaris ve Antalya , listedeki sıralamada sonlarda yer alıyor. Param olsa şimdi gideceğim tek yer Rio De Janeiro . Çünkü karnaval başladı.
Uzun yaşamayı hedef alan biri değilim, ayrıca tamamen kaderciyim , bir şey fark ettim , tüm bunlara rağmen uzun yaşamanın sırları yazılarını daima okuyorum. Okuduklarımın hepsi farklı formüller sunuyor. Kimi yoğurt yedim böyle oldu diyor, kimi yulaf yiyerek uzun yaşıyor, kimi salça yiyerek. Kendi gözlemlerim şöyle; fazla abur cubur yemeden, sağlıklı gıdalar yiyerek, bol hareket ederek, sigaradan uzak durarak, uzun değil ama daha sağlıklı yaşayabiliyor insan. Adrenalinin de insanın fiziksel olarak daha genç görünmesine yardımcı olduğunu düşünüyorum. 109 yaşındaki bir teyzem ise uzun yaşamanın sırrının, erkeklerden uzak durmakta olduğunu söylemiş. Yorumsuz. Var mı sizin bir yorumunuz ?
Elon Musk , küresel internet için düğmeye bastı.
Hükumet düğmeye bastı, indirim geliyor.
Fenerbahçe transfer için düğmeye bastı.
Ankara düğmeye bastı.
Bu sabah haberlerde söylüyordu, Adalet bakanlığı da düğmeye basmış. Nasıl bir düğme bu diye merakım artmaya başladı. Şu görünen gibi bir düğmemi acaba. Denemek ister misiniz. Basın sizde düğmeye . TIK.
Elon Musk' ın Tesla'sının akıbeti ne olacak acaba diye düşündüğümüz şu günlerde size bir bilgi aktarayım istedim. Çünkü bir zamanlar bizim bir Kirkor Divarcı'mız varmış. 1959 yılında Bandırma'da bir grup genç, füze kulübü kurar. İçlerinden biriside Kirkor Divarcı'dır. Divarcı; çizimler yapar , projeler hazırlar, İstanbul teknik üniversitesi onay verir, silahlı kuvvetler destek olur ve Türkiye 1962 yılında ilk füze denemesini yapar. Füzenin adı Marmara 1, 10.000 metre göğe yükselir ve yere düşer. Kulübün üye sayısı artar, bir kaç deneme daha yapılır, projeler hızlanır, uzaya canlı gönderme çalışmaları başlar. Ve bir gün, Kirkor Divarcı'nın evinde yangın çıkar, tüm projeler ,çizimler yanıp kül olur. Yangını kimin çıkardığı meçhul. ! Destek olan firmalar bir bir çekilir. Deneme alanları kapatılır. 1963 yılında uzay rüyası sona erer. Masalda burada biter. Daha detaylı bilgi edinmek isterseniz fotoğrafa tıklamanız yeterli olacak.
2018 yılının günlük harcama miktarına göre en pahalı tatil kenti araştırmasında, Türkiye'den üç şehirde yer almış. 100 şehirlik listede ilk on şöyle;
Oslo/ Norveç
Londra/ İngiltere
İbiza / İspanya
Dublin/ İrlanda
Zürih / İsviçre
Los Angeles / Amerika
Venedik / İtalya
Amsterdam / Hollanda
Kopenhag/ Danimarka
Newyork / Amerika
Türkiye'den ise ; İstanbul, Marmaris ve Antalya , listedeki sıralamada sonlarda yer alıyor. Param olsa şimdi gideceğim tek yer Rio De Janeiro . Çünkü karnaval başladı.
Pazartesi, Şubat 12, 2018
Benden şeyler
Yine, dünya ile olan dengemi yitirdim.
Bir sabah uyanıyorum , aylardan Şubat , oysa dışarısı Mayıs. Oh lay lay loom bahar geldi derken, ruhum kışta. Şehitler; analar, babalar, bacılar, kardeşler, yarlar, yarenler, canlar ciğerler yanıyor da yanıyor. Ocağımın içine düşmese de kapımın önünde ateş , nasıl uyanayım mutlu baharlara. Bir lokma bir hırka diyor bilenler, her yer benim olsun , hükümdar ben olayım demekte bilmeyenler. Sabrı tükenmiş bir ana gibi iki şamar aşk edip , bi susun bi durun diyesim var bu kargaşaya. Onlar dursa yaşam durmuyor ki. Üçüncü sayfa haberleri art arda patlıyor kulağımda, gözümde. Kanlara zerk edilmiş bir öfke, bir şiddet , salınmış sokağa ruhlar, çeşit çeşit tenlerde. Tüm kesiciler, deliciler, vurucular ellerde oyuncak. Street Fighter oynayanlar mı bunlar zamanında ? Bu gürültü ortasında yetişiyor çocuklar küçücük odalarda, kapalı kutularda. Doğasız. Tonlarca kurallar silsilesi ile. Ve, kuralları öğrendikçe yaşamayı unutmuyor muyuz ? Ben bunları düşünürken, dünyanın bir yerlerinde depremler oluyor, uçaklar düşüyor, volkanlar patlıyor. Fazla üst üste gelmiyor mu bu aralar çok şey ? Çekirdek aile sorunlarını saymıyorum. Onlar başını almış gidiyor zaten aylardır.
Eyy dünya biraz sükunet, dengemi yitirdim.
Çarşamba, Şubat 07, 2018
Aysel'im
Çılgın Aysel'im. Hayran olduğum kadın. Hayran olduğum sözler.
Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem çocuk hem de kadın
On ikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile
Bence çok erken gidenlerdensin sende. Keşke daha uzun süre kalabilseydin. Keşke gene saçlarını garip renklere boyayıp, şarkılar yazsaydın.
Kıskanır rengini baharda yeşiller
Sevda büyüsü gibisin sen Firuze
Sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu
Üzüm buğusu gibisin sen Firuze
Aşk kadını. Sevdaların kadını. Doya doya seven kadın. Keşke yine aşklarını anlatsaydın hiç çekinmeden.
Her ayrılık bir vurgun değmeyin yaşlarıma
Benden selam söyleyin bütün aşklarıma
Çiçeklerim dökülür her mevsim
Sonra yeniden açar
Ümidimin boynu bükülür
Sonra deniz taşar
Unut dinsin diyecek kadar da tecrübeli.
Sevda, Sevda unut onu dinsin gönlünde fırtına
Sevda, Sevda değmez ona ağlamaya
Aysel Gürel şarkılarından oluşan albüm arşivimdeki yerini aldı. Tarkan'dan Firuze'yi dinlemek çok keyifli. Sezen Aksu ise hasta yatağında Aysel Gürel ile birlikte seslendirdiği " Sır " adlı şarkıyı söylüyor. Bilenler bilmeyenlere anlatsın diyerek , paylaşayım ..
| 1. | Jattendrai / Aysel Gürel |
| 2. | Sır / Sezen Aksu |
| 3. | Firuze / Tarkan |
| 4. | Ayıpsın Ayıp / Ajda Pekkan |
| 5. | Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam / Sertab Erener |
| 6. | Sitem / Ata Demirer |
| 7. | Yolun Başında / Ayşegül Aldinç |
| 8. | Ben Her Bahar Aşık Olurum / Levent Yüksel |
| 9. | Ünzile / Aşkın Nur Yengi |
| 10. | Yine Yeniden / Yaşar |
| 11. | Sevda / Yasmin Levy |
| 12. | Ah Mazi / Emre Altuğ |
| 13. | Olacak Olacak / Ayla Çelik |
| 14. | Sultab Süleyman / Mabel Matiz |
| 15. | 1945 / Eda & Metin Özülkü |
Ve dinlemek isterseniz . Bakın ne diyor Nükhet Duru
Nükhet Duru
***DİPNOT: Bugün Aysel Gürel'in doğum günü. Anısına eski bir yayınımı yeniden paylaşmak istedim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








