Bana her gün Pazar olmasına rağmen, Pazar gününü sevmememe rağmen, Pazar sabahlarının uyku mahmurluğu ile karışık çay ve okuma saatlerini seviyorum. Özellikle ; uykuyu okumalarla mayalayıp, ikinci uykuya geçmeyi daha çok seviyorum.
Bu aralar iki edebiyat dergisi okudum. Bunlardan birisi
Masa Dergi . Ağustos sayısını çok beğendim. Dergiyi daha önce okudum mu hatırlamıyorum.
Eylül sayısını da alıp, olumlu fikrimi pekiştirmek istiyorum bu dergi hakkında. Bir diğer dergi ise
Ot Dergi . Daha öncede birkaç kez almıştım. Çok sevdim diyemeyeceğim.
Masa'yı okurken su gibi akıp gitti, ama
Ot'un
yeşillikleri boğazıma tıkandı. Derginin sağ üst köşesinde "
maksat yeşillik olsun " diyen bir inek var da . İki dergi içerik açışından birbirinin benzeri. Bir yazar / şair / sanatçı belirleyip, onun üzerinden ilerleyen bir şablon oluşturmuşlar. İnsan farklı şeyler görmek istiyor. İki benzer dergi benim için fazla, o yüzden ben şimdilik
Masa ile yoluma devam etmeye karar verdim. Ot dergisini sevenlere sevgilerimle. Amacım ahkam kesmek değil , sadece kişisel fikrimi beyan etmektir.
Şimdide biraz dertleşmek istiyorum sizinle.
Dergi okurken bir reklama gözüm, aklım takıldı.
İSTANBUL COMİCS & ART FESTIVAL reklamı. Bu yabancı kelime / dil hayranlığımızı anlamadım, anlayamıyorum, sanırım anlamakta istemiyorum. Hatta
anlamayacağım. İstanbul çizgi roman ve sanat festivali mi demek istiyorlar ? Neden Türkçe söylemiyorlar. Neden Türkçe yazmıyorlar. Festivale katılanlar yabancı mı ? Öyle bile olsa bu festival kimlere yapılıyor, incilizlere mi ( Türk olmakla İngiliz olmak arasında kalanlar ) .
Adının, içeriğinin Türkçe yazılması festivale katılım oranını değiştirir mi ?
İCAF adı altında bir web sayfaları var. "İstanbul Comics and Art Festival, kamusal alan yerleştirmeleri, çizgi roman ve illüstrasyon
stand* ve sergileri, atölye programları, seminerler ve sanatçı konuşmalarını içeren, şehir, çizgi dünyası ve farklı sanat disiplinleri üzerinden yaratıcı deneyim alanları sunan bir açık hava festivalidir." diyor sayfanın başında. (*
Stand değil stant olmalı o kelime. ) İşte o kadar karman çorman oldu ki Türkçe'miz , iki dili karıştırıp cümle kuruyoruz. Onu da yanlış kuruyoruz. Site içinde daha başka yanlışlarda var. Ben çok üzülüyorum ve benim en büyük takıntılarımdan birisi bu. Kendi ülkemde bambaşka bir dilde yazılara maruz kalıyorum. Birçoğunu anlamıyorum. Anlamak zorunda da değilim. Bana hizmet veriyorsan , verdiğin hizmetin adını
Türkçe yaz lütfen. Avukatlık bürosu bile yabancı dilde yazmış ne iş yaptığını. Memleketimize yerleşen yabancılar gözümüze batıyor da bu yabancı dil sevdası batmıyor sanırım pek çoğumuza. Lokantalarımızın, çay/kahve mekanlarımızın adları hep yabancı. Ne yiyeceğime karar verirken menüdeki isimlerin kendi dilimde olmasını istiyorum. Çok şey mi istiyorum ben acaba ?. Ulus'ta ara sokaklarda dolaşırken karşıma bir tabela çıkmıştı .İçeri girip sahibini tebrik etmek istemiştim ama yapamadım. Özetle, dilimize sevginin ve adı Türkçe olan çay/ kahve evlerinin çoğalmasını diliyorum.